Sen Bana Fazla İyisin!

Başvuru yaptığınız iş için hâlâ çağırılmadınız mı?

Çeşitli senaryolardan biri, fazla yetenekli bulunmuş olmanız olabilir.

Bir işveren olarak gözde üniversitelerden mezun olmuş ve iyi tecrübeler edinmiş bir CV’yi görünce bu CV’yi kenara koyduğum çok durum var.

İlk düşünce, bu kişinin başlangıçta olmasa da bir altı ay sonra yüksek ücret beklentisinde olacağı… CV’nin kenara konmasındaki en büyük neden bu aslında!

Ama asıl neden bu aranan pozisyona fazla gelen kişinin bir süre sonra işten sıkılacağı ve işin gereklerini yerine getirmeyeceğidir. Hele bu kişi belli bir süre yönetici olarak çalışmışsa, çalışandan talep edeceğimiz pratik işleri yapmaktan imtina edeceğini düşünürüz.

Devamını oku

Dikkat Tehlike! Deneyimli Aday…

Bu yazı Dünya Gazetesi’nde 14 Temmuz 2017 tarihinde yayımlanmıştır.

Şöyle iş ilanları ile sık sık karşılaşırız:

– Mineral yağ içerikli ürün sektöründe en az 5 yıl tecrübeli ürün müdürü arıyoruz

– Lojistik sektöründe yönetici düzeyinde 3 çalışmış mali işler ve raporlama konularına hakim muhasebe yöneticisi arıyoruz

ve benzeri ilanlar…

Devamını oku

Siz Maskelerle mi Mülakat Yapıyorsunuz?

Bu yazı, Dünya Gazetesi’nde 21 Nisan 2017 tarihinde yayınlanmıştır.

Eve çağırdığınız ve çok önem verdiğiniz konuklar var ve bu gece için giymeyi planladığınız kıyafetinizi buruşuk bir biçimde gardrobun dibinde buluyorsunuz. Oysa daha önce sevgili karınız ile kıyafetin temizleyiciye gitmesi için konuşmuştunuz. Ciddi bir tartışma çıktı, birbirinize en acıtıcı sözleri söyleyerek tartıştınız. Ziyaretçilerin gelmesi yaklaşınca, çare yok başka bir kıyafeti söylenerek ararsınız. Kapı çalındığında ehvenişer bulduğunuz başka kıyafetin üzerine, sosyal maskenizi de takmış olursunuz.

-Hoşgeldiniiiiiiz efendiiim!

Devamını oku

İşe Alımda Klişelere Yenilmeyin

Bu yazı, Dünya Gazetesi’nde 24 Şubat 2017 tarihinde yayınlanmıştır.

Kendinizi işe alım görüşmesi yapıyorken bulmanız için İnsan Kaynakları departmanında olmanız gerekmiyor. Çalışan olarak, işveren olarak ve belki de sadece kısa süreli işbirliği yapılacak bir iş ortağı bulmak için mülakat yapmanız gerekebilir.

İflah olmaz bir egoist değilseniz, profesyonel olmayan bir kişi için mülakat yapmak keyifli değil stresli bir iştir. Düşünün karşınızda hiç tanımadığınız bir kişi var; ne o, ne de siz bu görüşmeden hoşlanmıyorsunuz. Üstelik bu görüşme kimbilir bir anlamda bir kişinin ya da bir şirketin kaderini belirleyen bir görüşme olacak.

Devamını oku

Keloğlan Masalı ile Büyümek

Şirketimizin işe alımlarında kişilik testi uyguluyoruz.Bu test, bir kişiyi işe almadan önce kişiliği hakkında bir öngörüde bulunmak için kullanılan araçlardan birisi.

İşe alım uzmanlarının çok iyi bildiği gibi testler genellikle işe alımda tek başına karar vermemizi sağlamaz. Bu test, bize işe alım kararında yararı olacak verilerden sadece bir tanesidir. Kendi firmamızda kişilik testlerini, işe alım kararından daha çok, nasıl bir kişi ile çalışacağımızı görmek için kullanıyoruz. Bu anlamda çok da başarılı oluyor. Zaman zaman şirket içinde problem olan yada probleme sebep olan kişinin testini tekrar ele alıp bu problemin kaynağını bulmak için kullanıyoruz.

Devamını oku

Şirket Duyurularındaki Şiirsellik ve Kurumsal Klişeler

Personel olarak çalıştığım yıllarda, işçilerin çalıştıkları alana şirket tarafından asılmış kâğıtlar olurdu. 1980 darbesinin korku ve itaat dolu yıllarında işe başlamış olduğumdan, itaat etkisi toplumun her kesiminde hissedilir. Buna alışmış bireyler olarak talimat görünce bir “hazır ol” hissi olurdu herkeste. Talimat ilk başta oldukça korkutucu bir etki yaratırdı. Kantine her giren işçi hafif bir korku ve saygı ile karışık bir hisle, kimi zaman yüksek ses ve bozuk bir tonlama ile okurdu. Bu memolar (ki plaza Türkçesinde böyle), yöneticiler tarafından hangi duygularla yazılmış olursa olsunlar, bir vakit geçtikten sonra olumlu ya da olumsuz etkisini kaybeder, tozlanır, bir ucu kıvrılır, hakkındaki tüm polemikler, kaba veya zeki şakalar son bulduktan sonra bir temizlik görevlisi tarafından çöpü boylardı. Sonra her şey eski haline dönerdi.

Devamını oku

Aşkımız Ne Kadar Sürecek?

İşe alım ve istihdam süreci işveren ve çalışan arasında yaşanan inişli çıkışlı bir süreç, tıpkı bir aşk ilişkisinde olduğu gibi..

Bu süreç; arz-talep dengesinin zayıf tarafındakinin aleyhine bir taraf tarafından çok istenilir, peşinden koşulur bir halde olacaktır. İş arayan işe ihtiyacı olan çalışan, işverenin nefes alışını bile takip edecek; çok aranılan bir yetenek ise işverenin değil nefesi, horlasa bile ruhu duymayacaktır.

Peki süreç eşitler evreninde nasıl yaşanacaktır? Üst düzey bir yönetici ve işveren arasında diyelim. Öncelikle her iki taraf da iş görüşmelerinde aynen flört döneminde olduğu gibi iyi yönlerini sergileyecek ve en fazlasını koparmaya çalışacaktır.

Evlilik gerçekleşip sözleşme imzalandıktan, deneme süresi geçtikten sonra? Çalışmanın başladığı ilk günlerde gösterilen tevazu ve özen yavaş yavaş yerini alışkanlığa bıraktığında işin gerçek rengi kendini gösterir. Artık nikah gerçekleşmiştir. Bu dönemde çalışan da işveren de artık kendisidir, her iki taraf da farkında olarak ya da olmaksızın gerçek kişiliğini sergilemeye başlar. Bu noktadan itibaren bu iş ilişkisinin her iki taraf için kazanç sağlayan katma değer yaratan bir ilişki olup olmadığı ve gerçek verim belli olur. Aşk ve ardından evlilik ilişkisinde de böyle değil mi?

Devamını oku

İşe Alımda ‘Ne Yapılmaz’ı Bilenden ‘Ne Yapılmalı’ Önerileri

İnsanın pek çok şeyi doğrudan kendi yaşamadan öğrenemeyeceği söylenir. Öneriler, tavsiyeler pek işe yaramaz, kendi deneyimlemeden hiç kimse söylenenlere o kadar da önem vermez. Hatta “bir musibet, bin nasihatten iyidir” denmiş bunun için. Yine de uzun yıllar boyu “doğru işe doğru insan”ı bulmak için emek vermiş biri olarak önerilerimi, deneyimlerimi paylaşmak isterim.

Devamını oku

İnsan Kaynaklarında Teknoloji Trendleri

Masanıza oturur oturmaz, inanılmaz bir kağıt yığınının sizi beklediğinizi gördünüz (benim masam öyle olduğundan). Üstüne üstlük yeni fakslar, yeni mektuplar, okunması gerekli evraklar (vicdan azabı duyar atamazsınız. Atsanız bile, bir yıl sonra yine, okunmadan karşınıza çıkacaktır. Acaba tatile götürüp mü okusam?) E-posta kutunuzu açtınız, burada da yeni enformasyonlar, şirket içi gelen raporlar…

İşte, enformasyon enflasyonu buna denir. Tüm bu enformasyon sizi sıkar, ama eğer, şirket içinde bir gelişmeden haberiniz olmasa da patronsanız, küplere binersiniz. Çalışansanız, grup dışı kaldığınızı düşünerek kahrolursunuz.

Devamını oku

Kariyerlerini belirleme anlamında gençler çok ayrı yollarda ilerliyor. Kimisi kariyerini küçük yaşlardan belirliyor, milyon kere karar verip bozsa da illa ki kariyerimi ben belirleyeceğim diyor. “Benim için en iyisini ben bilirim” misali.

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımın paylaştığı TED konuşması benim açımdan hayat kurtardı. Dan Gilbert‘in The Surprising Science of Happiness adlı konuşması, seçme özgürlüğünün çok yüksek olmasının mutsuzluk getirdiğini, (seçenekler arasında boğulan gençleri düşündükçe onlar adına üzüldüm doğrusu) seçme şansı olmadığında kişinin mutlu olmayı seçtiğini anlatıyordu. (Görücü usulü ile evlenen anne ve babalarımızın bizlerden çok daha mutlu olması da böyle bir şey olmalı!)

Bu denli özgüvenli olmaları bu kafalarına göre takılan gençlerin mutlu olmalarını engelliyor, peki başarılı kariyerleri oluyor mu acaba?

Bir de ne yapacağını bilemeyip sağa sola danışan var! Bu grubun durumu kritik ve burada bize iş düşüyor: Sordukları kişiler çoğunlukla kendi deneyimlerini övme, şu andaki şartları çok fazla düşünmeksizin ben yaptım oldu, en büyük benim, en akıllı benim kafalarında! Ya sen yaptın oldu da bu genç sen mi? Bu gencin yetenekleri, şu andaki ekonomik şartlar hemen hemen hepsi farklı.

Öneriler ağırlıklı olarak “Mühendis ol”, “Hukukçu ol” şeklinde devam etmekte. Kariyer konusunda birine danışmak ve bu kişinin “tecrübelerinden yararlanmak” iyi de; bu tecrübe o kişinin tecrübesi. Bu tecrübeyi günün şartlarına uygulamak, dış ortamın hiç değişmediğini varsayan laboratuvar deneyi gibi değil mi?

Bunun örneğini de bizzat yaşadım.

Çaresizce yardım aradığım zamanlarda ikisinin de yeteneğine hiçbir laf edemediğim, son derece iyi olan iki müzisyene kızım için aynı soruyu sormuştum. Müzik kariyerinde başarısız olandan, “Kesinlikle ana işi müzisyen olmasın bunu hobi olarak yapsın” cevabını aldım. Kendi alanında en yüksek noktaya çıkmış olan kişi ise “Kesinlikle müzikten başka işin olmamalı ki başarabilesin!” dedi.

Bu iki cevap da doğru ama bunun kızıma hiç faydası olmadı…

“Kariyerim için size danışmaya geldim” gibi bir geyik yaparsanız, karşılığında bir geyik alırsınız.

Danışacağınız kişinin durumunu oldukça kapsamlı değerlendirmek gerekiyor, düşündüğünüz gibi başarılı mı? Ne yapmış da başarılı olmuş eğer bunu anlama şansınız varsa sorun derim. Belki babasından iyi miras kaldı çocuğum ve hatta bu mirasla çok daha iyisini yapabilir de bu kadar yaptı. Önce bu kişinin başardığı konuyu saptayın, sonra onun şartlarını az çok değerlendirdikten sonra bir çerçeve çizdiniz. Tamam şimdi bu alanda soru sorduğunuzda aldığınız cevap anlamlı olacaktır!
Eğer örnek aldığınız kişi Harvard mezunu ise siz kıçınızı yırtsanız onun bulunduğu konuma gelemeyeceksiniz. Harvard’a girmek için ne tür yol izledin, günde kaç saat çalıştın, seçimlerini ne yaptın deme şansınız ve konumunuz varsa bunu sorun, alacağınız cevap kesinlikle işinize yarayacaktır.

Soracağınız kişiyi doğru seçin, arayın tarayın, hangi alanda neden başarılı olduğunu anlamaya çalışın, bunun hedefiniz olup olmadığını hissedin sonra daralttığınız alanda sorunuzu sorun lütfen, ne kendi vaktinizi nede başkasının vaktini almayın.

Bana sorarsanız; seçtiğiniz kariyer ile kazanacağınız para sizi mutluluğa götüremez, siz bu işi yaparken mutlu olabilecekseniz ancak o zaman mutlusunuzdur.