Para kazanmak için iki yöntem var:

  • Çalışanlarınıza düşük ücret ve kötü şartlar sunarak maliyetlerinizi düşürmek.

Veya

  • İyi çalışma şartları ve iyi ücretler vererek yani çalışanlara yatırım yaparak maliyetlerinizi düşürmek.

Bulunduğumuz kriz şartlarında ilginç değil mi?

Bu sözleri söyleyen Harward Business Scholl’da yetişmiş bir profesör. İkimiz de Türk olmamıza rağmen, onunla Financial Times sayfalarında tanıştım.

Zeynep Ton MIT Sloan School of Management professor. 40 yaşın altındaki dünyanın en iyi profesörleri arasında anılıyor. CNNMoney tarafından, yükselen ilk sekiz profesör arasında sunulmuş bir kişi. Zeynep Ton, şaşırtan bu performansın arasına dört çocuk annesi olmayı da başarabilmiş.

Benim için iginç olanı 2014 yılında piyasaya çıkan kitabı… Yani Türkiye’de çalışanların SGK’lı olmayı bile nimet saydığı bir ülkeden yola çık ve çalışanlara çok iyi koşullar sunarak rekabet ortamında öne çıkmanın stratejisini savuan bir kitap yaz…

Daha da ilginç olanı dünyanın en iyi firmalarına bu yolda danışmanlık vermesi ve bunu da çok büyük bir başarı ile yapıyor olması.

Kitabın ismi ve anlatımı ise ayrı bir güzellikte. “Good Jobs Strategy” Konusu kısaca şöyle; şirketlerin çalışanlarına yatırım yaparak, maliyetlerini nasıl düşürebilecekleri ve karlarını nasıl yükseltebileceklerini anlatıyor.

Zeynep Ton kötü işlerin, kötü çalışma şartları ve düşük ücretlerin kader olmaması gerektiğini söylüyor öncelikle. Özellikle perakende sektöründe uzmanlaşan ve araştırmalarını bu sektör üzerinde yapan profesör, çok düşük kar marjı ile çalışan bu sektördeki şirketlerin çalışanlarına düşük ücret verdiklerini, vardiya düzensizlikleri ve çalışma saatlerinin fazlalılığının mutsuz çalışanlar yarattığını kişisel gözlemleri araştırmaları üzerinden anlatıyor. Bu olgunun sonucu perakende sektörünün mutsuz müşterileri ve dip toplamı ise daha çok indirim ve kısır döngüye dönüşen karların düşmesi gerçeği.

Yaptığı 10 yıllık araştırmanın sonucunda oldukça zorlayıcı bir argüman olan konuya çok farklı bir bakış açısı ile yaklaşıyor.

Yani, nasıl olur da; düşük kar marjı ile çalışan sektörler bir yandan çalışanlarına iyi ücret, iyi iş, iyi çalışma şartları yaratır?

Aynı zamanda karlarını iyi tutar ve hissedarlarını memnun edebilir?

Aradaki dengeyi nasıl sağlayabilir?

Mutlu, özgüvenli, çok iyi eğitim alan işinden memnun çalışanların yarattığı mükemmelikle!

Zeynep Ton, İyi iş stratejiisinin unsurlarını, Southwest Ailines, UPS, Toyota, Zappos ve In-N-Out Burger gibi dünyanın çeşitli ülkelerinin başarılı şirketlerden verdiği örnek vakalarla anlatıyor.

Özellikle perakende sektöründen; ABD’den Costco, Trader Joes, Quick Trip ve İspanya’dan Mercedona gibi firmaların politikaları ve hikayeleri oldukça ilham verici. Odaklandığı bu dört şirkette bizim hesaplı market olarak adlandırdığımız kategoride olan şirketler.

Bu firmaların iyi iş politikalarını benimseyerek yaşadıkları transformasyonu bir araştırmacı gözüyle ortaya çıkarıyor.

Nedir bunlar:

Çalışanlara yüksek yatırımın nasıl mükemmel operasyona dönüştüğü, bunun sonucunda karların yükselmesi ve tabii ki çok yüksek müşteri memnuniyeti.

Good Jobs Strategy çalışanlara, müşterilere ve topluma sürdürülebilir başarı konusunda alışılmadık şeyler söylüyor.

Özellikle İnsan Kaynakları yöneticilerine bu kitabı okumalarını tavsiye ediyorum.

0 CommentsYoruma kapalı

Yorum bırakın

Kariyerlerini belirleme anlamında gençler çok ayrı yollarda ilerliyor. Kimisi kariyerini küçük yaşlardan belirliyor, milyon kere karar verip bozsa da illa ki kariyerimi ben belirleyeceğim diyor. “Benim için en iyisini ben bilirim” misali.

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımın paylaştığı TED konuşması benim açımdan hayat kurtardı. Dan Gilbert‘in The Surprising Science of Happiness adlı konuşması, seçme özgürlüğünün çok yüksek olmasının mutsuzluk getirdiğini, (seçenekler arasında boğulan gençleri düşündükçe onlar adına üzüldüm doğrusu) seçme şansı olmadığında kişinin mutlu olmayı seçtiğini anlatıyordu. (Görücü usulü ile evlenen anne ve babalarımızın bizlerden çok daha mutlu olması da böyle bir şey olmalı!)

Bu denli özgüvenli olmaları bu kafalarına göre takılan gençlerin mutlu olmalarını engelliyor, peki başarılı kariyerleri oluyor mu acaba?

Bir de ne yapacağını bilemeyip sağa sola danışan var! Bu grubun durumu kritik ve burada bize iş düşüyor: Sordukları kişiler çoğunlukla kendi deneyimlerini övme, şu andaki şartları çok fazla düşünmeksizin ben yaptım oldu, en büyük benim, en akıllı benim kafalarında! Ya sen yaptın oldu da bu genç sen mi? Bu gencin yetenekleri, şu andaki ekonomik şartlar hemen hemen hepsi farklı.

Öneriler ağırlıklı olarak “Mühendis ol”, “Hukukçu ol” şeklinde devam etmekte. Kariyer konusunda birine danışmak ve bu kişinin “tecrübelerinden yararlanmak” iyi de; bu tecrübe o kişinin tecrübesi. Bu tecrübeyi günün şartlarına uygulamak, dış ortamın hiç değişmediğini varsayan laboratuvar deneyi gibi değil mi?

Bunun örneğini de bizzat yaşadım.

Çaresizce yardım aradığım zamanlarda ikisinin de yeteneğine hiçbir laf edemediğim, son derece iyi olan iki müzisyene kızım için aynı soruyu sormuştum. Müzik kariyerinde başarısız olandan, “Kesinlikle ana işi müzisyen olmasın bunu hobi olarak yapsın” cevabını aldım. Kendi alanında en yüksek noktaya çıkmış olan kişi ise “Kesinlikle müzikten başka işin olmamalı ki başarabilesin!” dedi.

Bu iki cevap da doğru ama bunun kızıma hiç faydası olmadı…

“Kariyerim için size danışmaya geldim” gibi bir geyik yaparsanız, karşılığında bir geyik alırsınız.

Danışacağınız kişinin durumunu oldukça kapsamlı değerlendirmek gerekiyor, düşündüğünüz gibi başarılı mı? Ne yapmış da başarılı olmuş eğer bunu anlama şansınız varsa sorun derim. Belki babasından iyi miras kaldı çocuğum ve hatta bu mirasla çok daha iyisini yapabilir de bu kadar yaptı. Önce bu kişinin başardığı konuyu saptayın, sonra onun şartlarını az çok değerlendirdikten sonra bir çerçeve çizdiniz. Tamam şimdi bu alanda soru sorduğunuzda aldığınız cevap anlamlı olacaktır!
Eğer örnek aldığınız kişi Harvard mezunu ise siz kıçınızı yırtsanız onun bulunduğu konuma gelemeyeceksiniz. Harvard’a girmek için ne tür yol izledin, günde kaç saat çalıştın, seçimlerini ne yaptın deme şansınız ve konumunuz varsa bunu sorun, alacağınız cevap kesinlikle işinize yarayacaktır.

Soracağınız kişiyi doğru seçin, arayın tarayın, hangi alanda neden başarılı olduğunu anlamaya çalışın, bunun hedefiniz olup olmadığını hissedin sonra daralttığınız alanda sorunuzu sorun lütfen, ne kendi vaktinizi nede başkasının vaktini almayın.

Bana sorarsanız; seçtiğiniz kariyer ile kazanacağınız para sizi mutluluğa götüremez, siz bu işi yaparken mutlu olabilecekseniz ancak o zaman mutlusunuzdur.