Çocukluğumda ilk olarak tavlada yenilenlerden duyduğum bu lafa o zamanlardaki bir çok şey gibi anlam veremezdim. Nasıl olur da tavlada acemi olan kazanır, tecrübeli olan tavlacı da bunu kendisini rahatlatan bir bahane olarak görürdü?

Hintli girişimci Abhi Shah böyle bir acemi. ( Soy ismi konuya yardım etmemişse ) Şu an okumakta olduğum Daniel Isenberg’in “Worthless-Impossible and Stupid” kitabı girişimcilik üzerine kafa yoruyor, bir kişiyi girişimci yapan nedir? ‘Genel çoğunluk tarafından imkansız yada aptalca görülen bir fikir nasıl olur da başarılı bir girişim yaratır’ı anlatıyor. İşte kitaptaki başarı hikayelerinden birinin kahramanı Abhi. Şirketi Amerika’nın en başarılı hukuk firmalarından biri olmuş. Üstelik Abhi Shah bir hukukçu bile değil.

Abhi’nin oldukça planlı ve açık sözlü bir ailesi var, Üniversitenin ilk yılına başlamadan 20 bin dolarlık okul ücretini ödemeyeceklerini oğullarına yaz başından söyleyip başının çaresine bakmasını söylüyorlar. Bir budist olan Abhi o yazı ve ondan sonraki üç yazını Alabama’nın az sayıdaki nüfusu çok dağınık bir coğrafyaya yayılmış bir kasabasında, araç olmaksızın kapı kapı İncil satarak geçiriyor. Bir kapının diğerinden millerce uzakta olduğunu da ayrıca belirteyim. Yazları 10 bin dolar civarında para kazanmaya başlıyor, gerisini kredi ile hallederek üniversiteyi bitiriyor. Harward’ı bitirdiğinde diğer arkadaşları gibi ne CV dolduruyor nede kariyer günlerine katılıyor. Doğrudan girişimci olmak var kafasında. Öğrenci iken bir kuruluşun CEO’sunun yanında staj yapmaya başlıyor, ilk işe başladığı gün şirket satışa çıkıyor!

Abhi hisse satışı işlerine asistanlık yaparken, hukuk firmaları ile bolca haşır neşir oluyor tabi. Üç sancılı noktaya dikkat ediyor bu sırada:

• Hukuk firmalarından hizmet almak neden bu kadar pahalıdır? Amerika’da hukuk firmalarının hizmet saat ücretleri 300 dolar ile 1.000 dolar arasında değişiyor. İster boşanmak istemeyen eşiniz sizi son kuruşunuza kadar soymaya çalışsın ister banka borçları arasında kıvranıyor olun bu değişmiyor. Üstelik o sırada tıfıl bir stajyer sizi çileden çıkarma pahasına iş yapmayı öğreniyor olabilir.
• İkinci sancı, hukuk mezunlarının hayatlarından hiç memnun olmaması. Araştırmalar dünyanın en mutsuz çalışanlarının hukukçular olduğunu söylüyor.
• Üçüncü konu ise Hindistan’da hukuk fakültelerinden mezun İngilizce bilen ve iş bulamamaktan yakınan hukuk mezunları.
İşte bu üç sancılı konuyu kapı kapı kitap satmakta edindiği satış başarısı ve girişken yapısı ile birleştiren Abhi, birbiri ile çakışabilen her bir birim hukuk görevini Clutch Grubu’nun global network yazılımı sayesinde birleştirerek, çok pahalı ve komplike işlemleri optimize etmiş. Fortune 100 şirketleri arasında lider hukuk firmalarından biri olmuş.

Acemi şansı nasıl geliyor?

Ünlü ve tecrübeli hukukçular yerine acemi bir Harward İşletme mezununun başarılı bir hukuk firmasının sahibi olmasının nedeni; bilmediğinden emin olarak bakması bu konuya. Hukukçular arasında herkes tarafından sorgusuz kabul görmüş konulara “Neden öyle ki?” diye sorabilmesi.

Kapı kapı kitap satışındaki başarının sırrı ise şu;

Hristiyanlık hakkında bir kelime bilmeyen Abhi İncili bir din öğrencisi gibi inceden inceye öğrenmiş.
Hiç bilmediği bir konuda bile ve iş ne kadar zor olursa olsun yapabileceğine kendini inandırmış.
Ve Abhi’nin, ailesine, zoru başarmayı öğrettikleri için minnettar olduğunu zaten tahmin etmişsinizdir.

0 CommentsYoruma kapalı

Yorum bırakın

Kariyerlerini belirleme anlamında gençler çok ayrı yollarda ilerliyor. Kimisi kariyerini küçük yaşlardan belirliyor, milyon kere karar verip bozsa da illa ki kariyerimi ben belirleyeceğim diyor. “Benim için en iyisini ben bilirim” misali.

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımın paylaştığı TED konuşması benim açımdan hayat kurtardı. Dan Gilbert‘in The Surprising Science of Happiness adlı konuşması, seçme özgürlüğünün çok yüksek olmasının mutsuzluk getirdiğini, (seçenekler arasında boğulan gençleri düşündükçe onlar adına üzüldüm doğrusu) seçme şansı olmadığında kişinin mutlu olmayı seçtiğini anlatıyordu. (Görücü usulü ile evlenen anne ve babalarımızın bizlerden çok daha mutlu olması da böyle bir şey olmalı!)

Bu denli özgüvenli olmaları bu kafalarına göre takılan gençlerin mutlu olmalarını engelliyor, peki başarılı kariyerleri oluyor mu acaba?

Bir de ne yapacağını bilemeyip sağa sola danışan var! Bu grubun durumu kritik ve burada bize iş düşüyor: Sordukları kişiler çoğunlukla kendi deneyimlerini övme, şu andaki şartları çok fazla düşünmeksizin ben yaptım oldu, en büyük benim, en akıllı benim kafalarında! Ya sen yaptın oldu da bu genç sen mi? Bu gencin yetenekleri, şu andaki ekonomik şartlar hemen hemen hepsi farklı.

Öneriler ağırlıklı olarak “Mühendis ol”, “Hukukçu ol” şeklinde devam etmekte. Kariyer konusunda birine danışmak ve bu kişinin “tecrübelerinden yararlanmak” iyi de; bu tecrübe o kişinin tecrübesi. Bu tecrübeyi günün şartlarına uygulamak, dış ortamın hiç değişmediğini varsayan laboratuvar deneyi gibi değil mi?

Bunun örneğini de bizzat yaşadım.

Çaresizce yardım aradığım zamanlarda ikisinin de yeteneğine hiçbir laf edemediğim, son derece iyi olan iki müzisyene kızım için aynı soruyu sormuştum. Müzik kariyerinde başarısız olandan, “Kesinlikle ana işi müzisyen olmasın bunu hobi olarak yapsın” cevabını aldım. Kendi alanında en yüksek noktaya çıkmış olan kişi ise “Kesinlikle müzikten başka işin olmamalı ki başarabilesin!” dedi.

Bu iki cevap da doğru ama bunun kızıma hiç faydası olmadı…

“Kariyerim için size danışmaya geldim” gibi bir geyik yaparsanız, karşılığında bir geyik alırsınız.

Danışacağınız kişinin durumunu oldukça kapsamlı değerlendirmek gerekiyor, düşündüğünüz gibi başarılı mı? Ne yapmış da başarılı olmuş eğer bunu anlama şansınız varsa sorun derim. Belki babasından iyi miras kaldı çocuğum ve hatta bu mirasla çok daha iyisini yapabilir de bu kadar yaptı. Önce bu kişinin başardığı konuyu saptayın, sonra onun şartlarını az çok değerlendirdikten sonra bir çerçeve çizdiniz. Tamam şimdi bu alanda soru sorduğunuzda aldığınız cevap anlamlı olacaktır!
Eğer örnek aldığınız kişi Harvard mezunu ise siz kıçınızı yırtsanız onun bulunduğu konuma gelemeyeceksiniz. Harvard’a girmek için ne tür yol izledin, günde kaç saat çalıştın, seçimlerini ne yaptın deme şansınız ve konumunuz varsa bunu sorun, alacağınız cevap kesinlikle işinize yarayacaktır.

Soracağınız kişiyi doğru seçin, arayın tarayın, hangi alanda neden başarılı olduğunu anlamaya çalışın, bunun hedefiniz olup olmadığını hissedin sonra daralttığınız alanda sorunuzu sorun lütfen, ne kendi vaktinizi nede başkasının vaktini almayın.

Bana sorarsanız; seçtiğiniz kariyer ile kazanacağınız para sizi mutluluğa götüremez, siz bu işi yaparken mutlu olabilecekseniz ancak o zaman mutlusunuzdur.