Kim Karizmatik Olmak İstemez ki?

Bu yazı Dünya Gazetesi’nde 16 Haziran 2017 tarihinde yayımlanmıştır.

Çevrenizdeki karizmatik kişilere bakıp iç geçirdiğiniz ve onların yerinde olmak istediğiniz oldu mu?

Siz bir self servis bir mekanda hizmet almak için sıra beklerken, tezgahtaki görevli ilgisinin büyük bir bölümünü “o” müşteriye verir, adeta ona hizmet vermek için yarışır; sıra size gelince sizi soğuk bir yüzle karşılayıp ne istediğinizi sorar ve hatta bir şey sormaz bile. Sonra da siz ağzınızı açana kadar bir başka müşteriye yönelir.

Karizmatik insanların iş hayatında ve sosyal hayatta şansları diğerlerine göre çok fazladır. Onlar her alanda rağbet görürler, daha kaliteli servis alırlar, iş görüşmelerinde şansları yerindedir ve hatta işe alındıktan sonra gerek performanslarının değerlendirilmesinde gerek terfi alırken onlar daha çok dikkate alınır. İşlerini yaparken karizmalarını kullandıklarından, özellikle insan ilişkileri gerektiren pozisyonlarda performansları daha yüksek olacaktır. Uzun dönemli bir değerlendirmede karizmatik olmayan insanlar daha iyi iş bitirse ve performansları daha yüksek olsa bile karizmatik olanlar başka bir aşamaya çoktan geçmişlerdir.

Özel yaşamda eş seçerken ya da arkadaş çevresi arasında şanslarının daha yüksek olduğunu söylemeye bile gerek yok.

Karizması yüksek olan insanların doğuştan şanslı olduklarını düşünürüz çoğumuz ve onlara öykünmekten başka yapabileceğimiz bir şey olmadığını düşünürüz.

Birçoğumuzun bildiği budur: Karizma değişmez bir şeydir. Ya karizmatiğizdir, ya değilizdir. Şu sıralar okumakta olduğum kitap bunun tersini söylüyor. Karizmanın doğuştan olmadığını, herkes tarafından öğrenilebileceğini anlatıyor. Karizmayı bileşenlerine bölerek her bileşen için bir takım ip uçları ve egzersizler sunuyor. Kitabın yazarı Olivia Fox Cabane ve orjinal ismi “The Charisma Myth: Master the Art of Personal Magnetism”. Kitabın “Karizma Miti: Kişisel Çekimin Ustası Olmak” ismiyle yapılan Türkçe baskısı tükenmiş görünüyor; umarım yakında yeniden basılır. Yale, Harvard, MIT, Stanford üniversitelerinde davranışsal psikoloji konusunda dersler veriyor Olivia Fox Cabane. Kendisi de bu kariyeri kadar “karizmatik” olmalı; Berkeley Üniversitesi’nde verdiği derse katılım o kadar fazla olmuş ki kursa kayıtlı öğrencileri ayır edebilmek için kapı güvenliği konmuş.

Öncelikle karizmanın doğuştan bir yetenek olmadığı, öğrenilebileceği konusunda bizleri ikna ediyor. Sonra karizmayı üç temel bölüme ayırıyor.

Bunlar;

· Var olmak, anda ve orada olmak

· Güç

· Samimiyet

Bu üç özelliğin karizmanın temel öğeleri olduğunu ve bu durumlar üzerinde egzersizler yaparak bu konudaki başkaları üzerindeki etkimizi daha üst seviyelere çıkarabileceğimizi anlatıyor.

Nasıl mı?

Anda var olmak

Bildiğiniz üzere anın farkında olmak adına birçok kişisel gelişim çalışması var. Neredeyse tüm meditasyon tekniklerinin ulaşmak istediği nokta anda var olmak. Bu konuda hemen uygulamaya koyacağımız şeyler var tabi ki. Bir tanesi dinlemeyi bilmekten geçiyor. Karşımızdaki kişiyi dinlerken, biraz sonra ne söyleyeceğimizi düşünmek veya tamamen farklı konuları düşünmeye başlamak anda olmadığımızı gösteriyor. Bunu farkettiğiniz ilk andan itibaren tekrar karşınızdaki kjişiye yönelin ve onu gerçekten dinlemeye başlayın. Özellikle ülkemizde başkasını sadece cevap vermek ve anlatılan konuda bizim hikayemizi anlatmak üzere dinliyoruz. Oysa karşımızdaki insana değer vermek, onun anlattığı konuyu önemsemek ve onun bu konudaki hislerini öğrenmeye çalışmak karşımızdaki insanın beklentisidir.

Egzersizler dışında anda olabilmek için hızlı uygulanacak bir öneri, dışarıdan güzel gözükecek değil de kendinizi rahat hissedeceğiniz kıyafetler giymek. Dışarıdan nasıl gözükeceğinize değil nasıl hissettiğinize dikkat etmek gerekiyor.

Güç ve Samimiyet

Güç ve samimiyetin ise birbirinden ayrılmayan ikili olduğunu anlatıyor. Burada güçten kasıt, zengin olmak veya büyük bir politik yada farklı bir gücü elde tutmak değil. Zenginlik ve etki karizmatik insanlarda fazlasıyla oluyor olsa da aslında bu kişiler zaten güçlü oldukdukarından bunları elde edebiliyorlar. Yumurta ve tavuk hikayesi gibi bir anlamda buradaki güç, çevresindeki olay ve kişiler için sorumluluk hissetme ve bu konuda kendi etki alanı çerçevesinde birşeyler yapma yeteneği bence. Bunun için kişinin sadece kendi dünyasını ve çok yakın çevresini değil, daha geniş bir perspektif içinde sorumlluk hissetmesi ve bunu rahatlıkla sergileyebiliyor olması gerekir. Güç ve samimiyetin birlikte olması ise çok bu gücün samimiyet ve sıcaklıkla birlikte ancak karizmayı yaratıyor olması.

Çok güçlü ve ünlü insanları bazen yakından tanıdığımda aslında hiç karizmatik olmadıklarını fark ettiğim oldu kendi kendime. Meslek hayatlarında çok başarılı olan insanların ise aslında o denli yetenekli olmadıkları halde güç ve samimiyewt öğelerini birlikte taşıdıklarını gördüm.

Peki pahalı kıyafetler karizmayı nasıl etkiliyor? Pahalı kıyafetler kendimize güvenimizi yukarı çıkarıyor, kendimize güvendiğimizde vücut dilimiz konuşmaksınız bunu karşımızdakine aktarıyor, aslında mesele yine kıyafet değil kendimize güven derecemiz.

Aslında karizma kendi zihnimizde başlıyor. Kendi zihnimizde güvenimiz yerinde ise bunu vucut dilimizle yansıtıyoruz. Biz dışarıdan ne kadar kendimize güvenli gözüksekte, benliğimizde nu konuda soru işaretlerimiz varsa bunu sadece ve sadece bir anlık bir göz kırpıştırma yada yan bir bakış ele veriyor ve karşımızdaki kişi tarafından bu bir tek kelime konuşmadan hissedilebiliyor.

Bilmemiz gereken ve belki de bizi rahatlatacak bir başka konu ise hemen hemen her kişi kendisi hakkında bir takım olumsuz düşüncelere sahip, yeterince iyi olmadıkları hakkında yada fiziksel görünüşleri hakkında bir takım negative düşünceleri var. Bu düşünceler ne kadar sessiz olsa da dışarıdan duyuluyor. Bu durumda bu düşünceleri susturmak yerine bunların yerine daha olumlularını koymak ve bu konuda çalışmak gerekiyor. Nasıl kaslarımızı çalıştırmak için düzenli ve disiplinli bir biçimde egzersiz yapmak gerekiyorsa zihnimizden kendimizle ilgili düşünceleri olmulu bir hale getirmek için de egzersiz yapmak gerekiyor.

Karizmatik olabilmek için yapılacak egzersizlerin hepsini öğrenmek için kitabı okumak gerekiyorsa da yazarın kitabın hemen başında verdiği iletişim konusundaki ipuçları şöyle;

· Cümlelerin sonunda sesinizin tonlamasını alçaltın

· Karşınızdaki konuşurken başınızla onaylama sıklığını azaltın ve hemen dinlemenin başında yapmaya başlamayın

· Konuşmaya başlamadan önce dolu dolu iki saniye durun

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir