İstemediğiniz bir teklife nasıl hayır dersiniz?

Hayır demeyi beceremediğimiz için kendimizi zor duruma düşürdüğümüz bir çok olay vardır. Özellikle yaşamımızın daha tecrübesiz dönemlerinde yakalandığımız durumlar..

Çok konuşan komşu teyzenin susmasını sağlamak için “evet” dediğimiz o anlar..

Hayır diyemeyip düştüğünüz durumları bir düşünün..

İlk başta hayır demek için neler verirdiniz?

Birçok durumda evet demekten pişman olduğunuz durumları bir düşünün bunların çoğunda sizi zor duruma sokan kişiler bunun için çeşitli yöntemler kullanır. Bu kişiler genellikle size bir şey satmaya çalışan kişilerdir.

Korku yöntemi

Sizi varlığından mahrum etme tehdidiyle karşınıza çıkar ya da gelecek herhangi bir tehlikeyi öne sürerek size evet dedirtme isteği duyar. Bu durumda tehlikenin ne kadar gerçekçi olduğunu sorgulamadan evet dememeniz gerekir.

Aciliyet duygusu

Durumun acil olduğunu belirterek söze başlar. Size karar konusunda zaman tanımayan bir kurgu yaratılmış ise, siz bu durumda bir sıkışmışlık duygusu yaşıyorsanız, kesin hayır demelisiniz. Özellikle bir fırsatı kaçırma durumundan bahsediliyorsa, hayır deme eğiliminizin daha yüksek olması gerekir.

Sorumluluk duygusu

Bir kişi sizin sorumlu olduğunuz bir alan yaratıp, size kendinizi suçlu hissettirerek sorumluluk almaya zorlayabilir. Örneğin siz çok rahat bir ortamda yaşıyorken, sizden daha kötü konumda olan kişi ve durumları öne sürerek sizden bu konuda bir sorumluluk almanızı isteyebilir. Bu durum sanırım hayır demesi en zor konulardan biridir, çünkü yaşamımızda her zaman bizden daha zor durumda olan birileri var olacaktır. Yardım etmek güzeldir, ancak bunun kendi seçiminiz olduğundan emin olun.

Sıradan konulara gelince, şirkette sizden rica edilen işler ve hayır diyemediğiniz iş arkadaşları her zaman vardır. Bu en çok karşılaşılan durumdur. Bunun için çeşitli yöntemler mevcut olsa da zaman zaman sadece iş arkadaşlarınızın sizden taleplerine hayır demek size o kadar çok vakit kaybettirir ki, istekleri yapıp kurtulmak yoluna gidersiniz.

Bu tür tekliflere hayır demenin yöntemleri de var elbette;

Geciktirmek: Tabii ki yaparım ama öncelikle bitirmek gereken şu, şu görevlerim var diyebilirsiniz.

Ne yazık ki: Yapmak isterdim ama kendi işlerim var diyebilirsiniz.

Beyaz yalanlar: Herkesin söylediği gibi beyaz yalanların çok zararı yoktur. Sürekli gelen yardım taleplerini bu şekilde geçiştirebilirsiniz.

Karşılıklılık ilkesi: Sizden yardım talep eden arkadaşınızın sizin benzer istekleriniz karşısında nasıl davrandığı da çok önemlidir. Yardım karşılıklı ise ve sizi zor duruma düşürmüyorsa yapmanız gereklidir.

Doğrudan hayır demek: Aslında sizi rahat ettirecek olan davranış budur ancak ilişkilerinizi bozmamak için hayır derken aynı anda empati kurmalı, kibar ve anlayışlı bir cevap vermelisiniz.

Peki bu hayır deme yöntemlerinin hiçbiri aklınıza gelmiyor ve gelse de o an için sorunu çözmüyorsa ne yapabilirsiniz? Aslında en basit formül tam bu noktada ortaya çıkıyor. Kendinize üç soru sorun.

  1. Bu ricayı kaçıncı kez kırmıyorum?
  2. Rica edilen iş, kendi işimin önüne geçiyor mu?
  3. Bu kişi patronum mu J

Şaka bir yana, bu kişi patronunuz dahi olsa ana işinizi engellediğini belirtirseniz, hayır demenizi anlayışla karşılayacaktır.

Sosyal hayırlar

Yoğun şehir yaşantısı içerisinde kendimize ayırdığımız zaman gittikç

e kısalıyorken, hayır diyemediğimiz onlarca teklifle karşılaşıyoruz. Bunla

r kuzenimizin düğünü, arkadaşımızın oğlunun sünneti, işyerindeki arkadaşımızın kardeşinin askerlik kutlaması, doğum günleri, işle ilgili çağırıldığınız davetler, ve benzeri onlarca talep. Eğer bu tür sosyal

aktivitelerde boy göstermek için can atıyor, network yaratmaktan çok hoşlanıyor ve karşılıklı etkileşimle mutlu oluyorsanız, sanırım siz en mutlu şehir insanısınız.

Ancak benim gibi, bu tür aktivitelerden neredeyse yılan görmüş gibi kaçıyor ve zaman kaybı olarak görüyorsanız, yapacağınız şey hayır demektir. Selçuk Erdem’in dediği gibi bütün gelinlikler beyaz, bütün gelinler aşırı makyajlı. Bütün sosyal aktivitelerse oldukça gürültülü. Ben düğünler konusunda hayır demek için şu yöntemi buldum, kendime şu soruyu soruyorum: “Ben bu düğüne gitmezsem bu kişiler evlenemeyecek mi?”

Hayır.

O zaman gitmiyorum.

Sosyal aktivitelere gitme konusunda son derece tepkili olmamın nedeni kendimi geliştirmek, ve enerji kazanmak için ayırdığım vakitten hiçbir zaman ödün vermek istemiyor olmam. Tüm bu sosyal aktiviteleri ve –mesi –ması, gidilmesi, yapılması gereken konuları en aza indiriyorum. Öncelik sıramı çok iyi belirleyerek, bu öncelik sırasından hiçbir şekilde ödün vermiyoru

m. Sosyal aktivitelere hayır demenin en güzel yöntemi program yapmaktır. Programınız ve planınız belliyse, sosyal aktivite konusunda size teklif geldiğinde doğrudan hayır demek ve programınıza bağlı kalmak çok kolaydır.

İstemeden içinde bulunduğumuz sosyal aktiviteler ya da işyerinde ya da özel yaşamımızda gereksiz küçük sohbetlere maruz kalmak ülkemizde çok alışıldık bir durum. Bu sohbetlerden keyif alıyor ve yalnız olmaktan hoşlanmıyorsanız bu ayrı. Ancak maruz kalınan bu sohbetler çoğunlukla grup içindeki bir ya da birkaç kişinin kendini gösterme ve enerjinizi çalmasıyla sonuçlanıy

or. En garibi bu sohbetlerden hoşlanmayan en az konuşan kişiler olduğunda durum oldukça can sıkıcı bir hal alıyor. Bazen üç kişinin aynı anda bana bir şeyanlattığını gördüğümde kaçış yönetimi olarak hiçbirini dinlemediğimi fark ediyorum.

Ben kendi adıma Nietszche’nin aşağıdaki sözünü acı acı hatırlıyor, en küçük fırsatta bu tür ortam ve kişilerden uzaklaşıyorum.

“Ben, bana gerçekten yoldaşlık etmeksizin yalnızlığımı çalanlardan nefret ederim.” Friedrich Nietzsche

0 CommentsYoruma kapalı

Yorum bırakın

Kariyerlerini belirleme anlamında gençler çok ayrı yollarda ilerliyor. Kimisi kariyerini küçük yaşlardan belirliyor, milyon kere karar verip bozsa da illa ki kariyerimi ben belirleyeceğim diyor. “Benim için en iyisini ben bilirim” misali.

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımın paylaştığı TED konuşması benim açımdan hayat kurtardı. Dan Gilbert‘in The Surprising Science of Happiness adlı konuşması, seçme özgürlüğünün çok yüksek olmasının mutsuzluk getirdiğini, (seçenekler arasında boğulan gençleri düşündükçe onlar adına üzüldüm doğrusu) seçme şansı olmadığında kişinin mutlu olmayı seçtiğini anlatıyordu. (Görücü usulü ile evlenen anne ve babalarımızın bizlerden çok daha mutlu olması da böyle bir şey olmalı!)

Bu denli özgüvenli olmaları bu kafalarına göre takılan gençlerin mutlu olmalarını engelliyor, peki başarılı kariyerleri oluyor mu acaba?

Bir de ne yapacağını bilemeyip sağa sola danışan var! Bu grubun durumu kritik ve burada bize iş düşüyor: Sordukları kişiler çoğunlukla kendi deneyimlerini övme, şu andaki şartları çok fazla düşünmeksizin ben yaptım oldu, en büyük benim, en akıllı benim kafalarında! Ya sen yaptın oldu da bu genç sen mi? Bu gencin yetenekleri, şu andaki ekonomik şartlar hemen hemen hepsi farklı.

Öneriler ağırlıklı olarak “Mühendis ol”, “Hukukçu ol” şeklinde devam etmekte. Kariyer konusunda birine danışmak ve bu kişinin “tecrübelerinden yararlanmak” iyi de; bu tecrübe o kişinin tecrübesi. Bu tecrübeyi günün şartlarına uygulamak, dış ortamın hiç değişmediğini varsayan laboratuvar deneyi gibi değil mi?

Bunun örneğini de bizzat yaşadım.

Çaresizce yardım aradığım zamanlarda ikisinin de yeteneğine hiçbir laf edemediğim, son derece iyi olan iki müzisyene kızım için aynı soruyu sormuştum. Müzik kariyerinde başarısız olandan, “Kesinlikle ana işi müzisyen olmasın bunu hobi olarak yapsın” cevabını aldım. Kendi alanında en yüksek noktaya çıkmış olan kişi ise “Kesinlikle müzikten başka işin olmamalı ki başarabilesin!” dedi.

Bu iki cevap da doğru ama bunun kızıma hiç faydası olmadı…

“Kariyerim için size danışmaya geldim” gibi bir geyik yaparsanız, karşılığında bir geyik alırsınız.

Danışacağınız kişinin durumunu oldukça kapsamlı değerlendirmek gerekiyor, düşündüğünüz gibi başarılı mı? Ne yapmış da başarılı olmuş eğer bunu anlama şansınız varsa sorun derim. Belki babasından iyi miras kaldı çocuğum ve hatta bu mirasla çok daha iyisini yapabilir de bu kadar yaptı. Önce bu kişinin başardığı konuyu saptayın, sonra onun şartlarını az çok değerlendirdikten sonra bir çerçeve çizdiniz. Tamam şimdi bu alanda soru sorduğunuzda aldığınız cevap anlamlı olacaktır!
Eğer örnek aldığınız kişi Harvard mezunu ise siz kıçınızı yırtsanız onun bulunduğu konuma gelemeyeceksiniz. Harvard’a girmek için ne tür yol izledin, günde kaç saat çalıştın, seçimlerini ne yaptın deme şansınız ve konumunuz varsa bunu sorun, alacağınız cevap kesinlikle işinize yarayacaktır.

Soracağınız kişiyi doğru seçin, arayın tarayın, hangi alanda neden başarılı olduğunu anlamaya çalışın, bunun hedefiniz olup olmadığını hissedin sonra daralttığınız alanda sorunuzu sorun lütfen, ne kendi vaktinizi nede başkasının vaktini almayın.

Bana sorarsanız; seçtiğiniz kariyer ile kazanacağınız para sizi mutluluğa götüremez, siz bu işi yaparken mutlu olabilecekseniz ancak o zaman mutlusunuzdur.