Geçtiğimiz hafta Garret B. Gunderson’un 2008 yılında yayımlanan bestselleri “Killing Sacred Cows” kitabından hareketle gündelik hayatta bizi maddi konularda tuzağa düşüren mitleri sıralamaya başlamıştım. Konunun anlamını özetle kaybetmemek için bizi parasız bırakan mitlere bu hafta devam ediyorum.

Mit: Güvenli yatırımların getirisi azdır. Yüksek getiri riskli yatırımlardan gelir.

Gerçek: Hayat amacı ile aynı doğrultuda olan yatırımlar az riskli ve yüksek getirilidir.

Yatırım için öğüt veren bireysel emeklilik sigortacısı ya da yatırım bankacıları kazancı artırmanın yolunun kayba hazır olmaktan geçtiğini söylerler. Bu durumda da getirisi az olan yatırımlara mahkum oluruz. Oysa risk ve getiri arasındaki ilişki bize öğretildiği gibi değildir. ‘Getiri’ tamamen riski nasıl azalttığınızla ilgilidir. Gayet iyi getirisi ve düşük riski olan yatırımlar vardır. Buradaki asıl mesele işin içinde kişisel kontrolünüzün olmasıdır. Borsada yatırım işi ile ilgili iseniz sektörün ilişkilerini bilmediğiniz, içeriden haber almadığınız bir hisse alımında sizin kontrolünüz yoktur örneğin.

Aynı şekilde bilmediğiniz sektörde yatırım yapmaya karar vermişseniz, sektör hakkında yapacağınız bir araştırma belki soracağınız doğru birkaç soru riskinizi azaltabilir:

  • Sektör hakkında ne biliyoruz?
  • Arz talep olayında talebin gerçekliği konusunda ne kadar realist bir bilgimiz var?

Korkarak riskli bir yatırıma girmektense, riskleri bilmek ve geri durmak önemlidir. Aslında riskli yatırım yoktur, az bilgi vardır.

Insurance design over white background, vector illustration.

Mit: Sigorta için fazla para harcamayın, sigortacılar güvenilmezdir. Sigortaya mümkün olduğu kadar az para harcayın.

Gerçek: En iyi sigorta şirketini iyi coverage’larla seçin. Gerçek ve güvenilir sigorta hayatın kötü sürprizlerine karşı riskinizi düşürür.

Finansal olarak güvenli hissetmenin yolu elimizdeki değerleri kaybetme riskini en aza indirmektir. Buna kendi kişisel değerlerimiz, hayatımız ve yeteneklerimiz dahildir. Bu riskleri doğru ve güvenilir bir sigorta kuruluşuna garanti ettirmek bizim daha rahat düşünmemizi ve güvende hissetmemizi sağlar.

Sigorta şirketlerinin kendi risklerini de en aza indiren bir sistemleri mevcuttur.

Polygon man in office wear with tie and case falls from a building on flat gray background

Mit: Borç korkutucudur, uzak dur.

Gerçek: Borç ile yükümlülükler arasındaki farkı anlamak gereklidir. Akıllı bir borçlanmayı kaldıraç olarak kullanarak servetimizi artırabiliriz.

Günümüzde hepimizin ev kredisi, araba taksidi, tüketici kredisi veya şirketimizin banka kredisi vb gibi birçok borcumuz var. Önemli olan her ne isimle olursa olsun, bu borç toplamının varlık toplamımızı aşmayan bir oranda olmalısıdır.

Servetimizi arttırmak, borçtan kaçınmakla mümkün olmayabilir. Önemli olan bize çok pahalıya malolan yükümlülüklerden kaçınmaktır. Birçok arkadaşınıza ve akrabanıza borcunuz var ve bundan dolayı yolunuzu değiştiriyor ve bunalıma giriyorsanız bu oldukça pahalıya mal olan bir yükümlülüktür. Bunları toplayarak yeniden yapılandırmaya çalışmak verimimizi arttıracaktır. Bunun yanı sıra bizde artı performans yaratan, bize değer yaratma kabiliyeti olan borçları devam ettirmek daha makuldur. Bizler borçtan kaçınmak ve bir an önce bu borcu kapatmak isteriz. Oysa bazı borçların bize yararı vardır.

Örneğin, bazı ev kredileri enflasyon ya da o günlerdeki emlak piyasası şartlarından dolayı o kadar ucuzlamış ve düşük taksitlerle kalmıştır ki… Borcun tamamını kapatmaya kalkışmanın hiç anlamı yoktur.

Mit: Fiyat her şeyden önemlidir. Paranı iyi bir okasyon çıkan kadar harcama.

Gerçek: Değere göre fiyat daha az ehemmiyetli bir konudur. Fiyat değil değere odaklanın. Uzun vadede kazanacak olan sizsiniz.

Finansal kararlar verirken sadece fiyata odaklanmak bize yanlış kararlar aldırır. Bu kararlarda fiyat karar verme kriterlerinden sadece biri olmalıdır, ana neden değil. Tüm alışverişlerimizde “Bu bana kaça mal oluyor?” yerine “Almak istediğim gerçek değer ya da hizmet nedir?” şeklinde düşünmek gerekiyor.

Bir mali müşavir arkadaşımdan bu hafta sonu dinlediğim bir finansal düşüş hikayesi tam da bunu anlatıyordu.

Bilançosunda gerçek varlık değerleri oldukça iyi olan bir inşaat firmasının finansal kontrolünü ortaklardan biri yürütüyor. Mali müşavir firmanın profesyonel bir finansal istihdama ihtiyaç olduğunu, bu kadar duran varlığa karşı yeterli banka kredi olanağı yaratamadıklarını ve hazırda bir kredi limitini her zaman tutmaları gerektiğini anlatıyor. Firma, bulunan iyi bir finans yöneticisinin ücretini yüksek buluyor ve “Bize daha düşük maaşlı bir finansçı da yeter” düşüncesi ile hareket ederek oyalanıyor. Sonunda şu oluyor: Büyük bir gayrimenkul varlığına karşın o anda karşılıksız çıkan bir çek nedeniyle firma sarsılıyor ve domino etkisi ile iflasın eşiğine geliyor.

Aynı şekilde hizmet alırken, doğru referanslar ve yüksek servis seviyesi ile yönetilen bir servis firması yerine sadece fiyata odaklanan bir firmaya işlerinizi teslim etmeniz bazen sizi başladığınız noktaya dönmenizle sonuçlanmaz: Bakiyenize eksi haneler çok gecikmeden yazılabilir. “Sıfıra yükselmek” ise, her zaman yıpratıcıdır.

Mitlere Kapılmamak İçin 6 Çözüm

Bazen medya, arkadaşlar, ailemiz, finansal kuruluş reklamları -belki emeklilik sigortası satıcıları- çeşitli mitleri bilerek ya da bilmeyerek kullanarak bizi yanıltabilirler. Odağımızı doğru yönlendirebileceğimiz ve bize servet kazandırabilecek noktalar neler olabilir?

  1. İlgi alanlarınızı doğru saptayın ve dışarıdan gelen tavsiyelerin ilgi alanlarınızla ne kadar uyuştuğunu her zaman tartın.
  2. Dikkat edin: Bu tür finansal mitler sizin hayat enerjinizi aşağıya mı çekiyor yoksa bu enerjiyle beraber yürümenizi mi sağlıyor?
  3. En önemli şey doğru soruyu sormaktır. Kendinizi finansal konularda doğru soruyu sormak konusunda eğitin.
  4. Size söylenenleri, özellikle finansal öğütlerin, arkasında yatan katma değer araştırmasını anlamayı ve ona göre hareket etmeyi öğrenin.
  5. Eğer bu konsepti doğru keşfetmişseniz, hayatınızın diğer alanlarına da uygulayın.
  6. Tek doğruya takılı kalmayın ve bu alanda hayatınız boyunca yeni şeyler öğrenmeye gayret edin.

Bu yazı, Dünya Gazetesi’nde 16 Mart 2018 tarihinde yayımlanmıştır.

0 CommentsYoruma kapalı

Yorum bırakın

Kariyerlerini belirleme anlamında gençler çok ayrı yollarda ilerliyor. Kimisi kariyerini küçük yaşlardan belirliyor, milyon kere karar verip bozsa da illa ki kariyerimi ben belirleyeceğim diyor. “Benim için en iyisini ben bilirim” misali.

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımın paylaştığı TED konuşması benim açımdan hayat kurtardı. Dan Gilbert‘in The Surprising Science of Happiness adlı konuşması, seçme özgürlüğünün çok yüksek olmasının mutsuzluk getirdiğini, (seçenekler arasında boğulan gençleri düşündükçe onlar adına üzüldüm doğrusu) seçme şansı olmadığında kişinin mutlu olmayı seçtiğini anlatıyordu. (Görücü usulü ile evlenen anne ve babalarımızın bizlerden çok daha mutlu olması da böyle bir şey olmalı!)

Bu denli özgüvenli olmaları bu kafalarına göre takılan gençlerin mutlu olmalarını engelliyor, peki başarılı kariyerleri oluyor mu acaba?

Bir de ne yapacağını bilemeyip sağa sola danışan var! Bu grubun durumu kritik ve burada bize iş düşüyor: Sordukları kişiler çoğunlukla kendi deneyimlerini övme, şu andaki şartları çok fazla düşünmeksizin ben yaptım oldu, en büyük benim, en akıllı benim kafalarında! Ya sen yaptın oldu da bu genç sen mi? Bu gencin yetenekleri, şu andaki ekonomik şartlar hemen hemen hepsi farklı.

Öneriler ağırlıklı olarak “Mühendis ol”, “Hukukçu ol” şeklinde devam etmekte. Kariyer konusunda birine danışmak ve bu kişinin “tecrübelerinden yararlanmak” iyi de; bu tecrübe o kişinin tecrübesi. Bu tecrübeyi günün şartlarına uygulamak, dış ortamın hiç değişmediğini varsayan laboratuvar deneyi gibi değil mi?

Bunun örneğini de bizzat yaşadım.

Çaresizce yardım aradığım zamanlarda ikisinin de yeteneğine hiçbir laf edemediğim, son derece iyi olan iki müzisyene kızım için aynı soruyu sormuştum. Müzik kariyerinde başarısız olandan, “Kesinlikle ana işi müzisyen olmasın bunu hobi olarak yapsın” cevabını aldım. Kendi alanında en yüksek noktaya çıkmış olan kişi ise “Kesinlikle müzikten başka işin olmamalı ki başarabilesin!” dedi.

Bu iki cevap da doğru ama bunun kızıma hiç faydası olmadı…

“Kariyerim için size danışmaya geldim” gibi bir geyik yaparsanız, karşılığında bir geyik alırsınız.

Danışacağınız kişinin durumunu oldukça kapsamlı değerlendirmek gerekiyor, düşündüğünüz gibi başarılı mı? Ne yapmış da başarılı olmuş eğer bunu anlama şansınız varsa sorun derim. Belki babasından iyi miras kaldı çocuğum ve hatta bu mirasla çok daha iyisini yapabilir de bu kadar yaptı. Önce bu kişinin başardığı konuyu saptayın, sonra onun şartlarını az çok değerlendirdikten sonra bir çerçeve çizdiniz. Tamam şimdi bu alanda soru sorduğunuzda aldığınız cevap anlamlı olacaktır!
Eğer örnek aldığınız kişi Harvard mezunu ise siz kıçınızı yırtsanız onun bulunduğu konuma gelemeyeceksiniz. Harvard’a girmek için ne tür yol izledin, günde kaç saat çalıştın, seçimlerini ne yaptın deme şansınız ve konumunuz varsa bunu sorun, alacağınız cevap kesinlikle işinize yarayacaktır.

Soracağınız kişiyi doğru seçin, arayın tarayın, hangi alanda neden başarılı olduğunu anlamaya çalışın, bunun hedefiniz olup olmadığını hissedin sonra daralttığınız alanda sorunuzu sorun lütfen, ne kendi vaktinizi nede başkasının vaktini almayın.

Bana sorarsanız; seçtiğiniz kariyer ile kazanacağınız para sizi mutluluğa götüremez, siz bu işi yaparken mutlu olabilecekseniz ancak o zaman mutlusunuzdur.