İstifamın Kabulünü ve…

Milenyum çağına girerken teknoloji dünyasında büyük bir panik yaşanmıştı. 1999 yılından 2000 yılına geçerken mevcut yazılımların kodlarında varsayılmamış bu tarihin büyük bir felakete yol açacağı geyiği bir kaç yıl dolaştı. Sonunda kuş gribi tadında bir etki yaratarak ortadan kayboldu.

O dönemler hiçbirimiz asıl felaketin, milenyum çocuklarının büyüyüp iş hayatına atılacağı olduğunu düşünmemiştik. Bu oldukça geç olgunlaşan Pelinsular ve Efecanlar şu anda iş dünyasında birçok iyi yanları ve yetenekleri yanında, çeşitli zorlukları barındırıyorlar. Bunlardan bir tanesi de iş değiştirme hızları.

Bir işveren olarak şaşkınlıkla karşıladığım bu durum üzerine tabi ki kafa yordum. Sıkıcı bir insan olarak bir de çalışanların işlerini bırakma nedenlerini gruplandırdım.

Şöyle ki;

Devamını oku

Keloğlan Masalı ile Büyümek

Şirketimizin işe alımlarında kişilik testi uyguluyoruz.Bu test, bir kişiyi işe almadan önce kişiliği hakkında bir öngörüde bulunmak için kullanılan araçlardan birisi.

İşe alım uzmanlarının çok iyi bildiği gibi testler genellikle işe alımda tek başına karar vermemizi sağlamaz. Bu test, bize işe alım kararında yararı olacak verilerden sadece bir tanesidir. Kendi firmamızda kişilik testlerini, işe alım kararından daha çok, nasıl bir kişi ile çalışacağımızı görmek için kullanıyoruz. Bu anlamda çok da başarılı oluyor. Zaman zaman şirket içinde problem olan yada probleme sebep olan kişinin testini tekrar ele alıp bu problemin kaynağını bulmak için kullanıyoruz.

Devamını oku

Şirket Duyurularındaki Şiirsellik ve Kurumsal Klişeler

Personel olarak çalıştığım yıllarda, işçilerin çalıştıkları alana şirket tarafından asılmış kâğıtlar olurdu. 1980 darbesinin korku ve itaat dolu yıllarında işe başlamış olduğumdan, itaat etkisi toplumun her kesiminde hissedilir. Buna alışmış bireyler olarak talimat görünce bir “hazır ol” hissi olurdu herkeste. Talimat ilk başta oldukça korkutucu bir etki yaratırdı. Kantine her giren işçi hafif bir korku ve saygı ile karışık bir hisle, kimi zaman yüksek ses ve bozuk bir tonlama ile okurdu. Bu memolar (ki plaza Türkçesinde böyle), yöneticiler tarafından hangi duygularla yazılmış olursa olsunlar, bir vakit geçtikten sonra olumlu ya da olumsuz etkisini kaybeder, tozlanır, bir ucu kıvrılır, hakkındaki tüm polemikler, kaba veya zeki şakalar son bulduktan sonra bir temizlik görevlisi tarafından çöpü boylardı. Sonra her şey eski haline dönerdi.

Devamını oku

Aşkımız Ne Kadar Sürecek?

İşe alım ve istihdam süreci işveren ve çalışan arasında yaşanan inişli çıkışlı bir süreç, tıpkı bir aşk ilişkisinde olduğu gibi..

Bu süreç; arz-talep dengesinin zayıf tarafındakinin aleyhine bir taraf tarafından çok istenilir, peşinden koşulur bir halde olacaktır. İş arayan işe ihtiyacı olan çalışan, işverenin nefes alışını bile takip edecek; çok aranılan bir yetenek ise işverenin değil nefesi, horlasa bile ruhu duymayacaktır.

Peki süreç eşitler evreninde nasıl yaşanacaktır? Üst düzey bir yönetici ve işveren arasında diyelim. Öncelikle her iki taraf da iş görüşmelerinde aynen flört döneminde olduğu gibi iyi yönlerini sergileyecek ve en fazlasını koparmaya çalışacaktır.

Evlilik gerçekleşip sözleşme imzalandıktan, deneme süresi geçtikten sonra? Çalışmanın başladığı ilk günlerde gösterilen tevazu ve özen yavaş yavaş yerini alışkanlığa bıraktığında işin gerçek rengi kendini gösterir. Artık nikah gerçekleşmiştir. Bu dönemde çalışan da işveren de artık kendisidir, her iki taraf da farkında olarak ya da olmaksızın gerçek kişiliğini sergilemeye başlar. Bu noktadan itibaren bu iş ilişkisinin her iki taraf için kazanç sağlayan katma değer yaratan bir ilişki olup olmadığı ve gerçek verim belli olur. Aşk ve ardından evlilik ilişkisinde de böyle değil mi?

Devamını oku

Kariyerinizi Kendiniz Yemiş Olabilir misiniz?

Hayat siz planlar yaparken başınıza gelen şeylerdir demiş John Lennon, Beutiful Boy’da. Çoğu insan bunu kabul etmese de hayat çoğu zaman düz bir çizgi değil, inişler ve çıkışlar var. Hem iş hayatında hem de özel yaşamda -ki çoğunlukla da ikisi birden gelir- inişler olması olağan hatta gerekli çünkü bu inişler olmasa, çıkışın değerini takdir etmek, hatta keyfini yaşamak bile mümkün olamıyor. İnsan inişler yaşadığında ve işini kaybettiğinde, çaldığı kapılar da arka arkaya yüzüne kapanırsa şayet umutsuzluğa kapılabiliyor ve çevresi tarafından da ezik konumuna koyulabiliyor. İşsizlik süresi uzadıkça, sendromlar büyüyerek çoğalıyor, kişi çevresi tarafından dışlanabiliyor ve bu durumda da her geçen gün biraz daha içine kapanma eğilimi içine giriyor.

Devamını oku

Kariyer Seçimi Geyikleri

Kariyerlerini belirleme anlamında gençler çok ayrı yollarda ilerliyor. Kimisi kariyerini küçük yaşlardan belirliyor, milyon kere karar verip bozsa da illa ki kariyerimi ben belirleyeceğim diyor. “Benim için en iyisini ben bilirim” misali.

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımın paylaştığı TED konuşması benim açımdan hayat kurtardı. Dan Gilbert‘in The Surprising Science of Happiness adlı konuşması, seçme özgürlüğünün çok yüksek olmasının mutsuzluk getirdiğini, (seçenekler arasında boğulan gençleri düşündükçe onlar adına üzüldüm doğrusu) seçme şansı olmadığında kişinin mutlu olmayı seçtiğini anlatıyordu. (Görücü usulü ile evlenen anne ve babalarımızın bizlerden çok daha mutlu olması da böyle bir şey olmalı!)

Devamını oku

Yeteneği Tutmak Yetenek İster

Yetenekli, şirket kültürüne uygun, üretken personeli bulmak oldukça zor! Çoğunlukla şirketten giden ya da transfer teklifi alan yine bu tarz personeller oluyor…

Bunların tam tersine; sizin kurtulmak istediğiniz ya da istifa etse zil takıp oynayacağınız personel, ne yazık ki kalıcı dövme gibi size aldığınız yanlış kararı her an hatırlatmak üzere orada duruyor. Kurtulmak isterseniz başınıza gelecekler hem size pahalıya patlayacak hem de acı çekeceksiniz.

Mesele yetkin personeli elinizde tutmak.

Devamını oku

Ortalama Olmak

Geçenlerde bir kafede oturmuş hızla bir iş yetiştirirken, yan tarafımda oturan ve sonradan bir IT şirketinde yazılım departmanında çalıştıklarını anladığım iki kız, hummalı bir muhabbet içindeydiler. İlk başlarda sadece bir arka plan sesi olarak duyduğum bu sohbeti, yaptığım işi bitirmeye yakın bir noktada dinlemeye başladım.

Karşısında hararetle bir şeyler anlatan genç kız anladığım kadarı ile birkaç akşam sonra gideceği bir davette ya da düğünde ne giyeceğine karar vermeye çalışıyordu. Çeşitli varsayımlar ve önerilerle acaba şununla şunu mu giysem, annemin aldığı şu şu renk bluz mu, peki hangi ayakkabımı giysem gibi devam eden konuşma neredeyse 20 dakikadır sürüyordu ve devam edeceğe benziyordu. Sonunda genç kız bu davette nasıl gözükmek istediğine dair, beni hayrete düşüren bir çerçeve çizdi, laf aynen bu:

Devamını oku

Kadın Kocasından Daha Çok Kazanırsa?

Çocukluğumuzdan beri zengin koca ya da zengin kız bulup evlenmek ve hayatını bu şekilde garanti altına almak konusunda binlerce espri ile büyüdük hepimiz. Biraz şaka biraz ciddi hem geçmiş hem de günümüz toplumlarının miti gibi bir şey. Zaten Keloğlan Masalları’nı çarpıcı kılan Keloğlan’ın ne yapıp ne edip ince zekası ile padişahin kızını kapması değil midir?

Bundan apayrı bir konu ise, kocaları ile benzer özgeçmişe sahip kadınların kocalarından daha çok kazanıyor olması durumu. Kocasından çok kazanan eşin ne hissettiği ve kocanın dışarıdan bakıldığında avantajlı olan durumu karşısında ya da başka bir deyimle evlilikteki yeni konumu karşısında nasıl bir tavır aldığı önemli. Kocasından çok kazanma durumu ikiye ayrılıyor:

Devamını oku

Kariyerlerini belirleme anlamında gençler çok ayrı yollarda ilerliyor. Kimisi kariyerini küçük yaşlardan belirliyor, milyon kere karar verip bozsa da illa ki kariyerimi ben belirleyeceğim diyor. “Benim için en iyisini ben bilirim” misali.

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımın paylaştığı TED konuşması benim açımdan hayat kurtardı. Dan Gilbert‘in The Surprising Science of Happiness adlı konuşması, seçme özgürlüğünün çok yüksek olmasının mutsuzluk getirdiğini, (seçenekler arasında boğulan gençleri düşündükçe onlar adına üzüldüm doğrusu) seçme şansı olmadığında kişinin mutlu olmayı seçtiğini anlatıyordu. (Görücü usulü ile evlenen anne ve babalarımızın bizlerden çok daha mutlu olması da böyle bir şey olmalı!)

Bu denli özgüvenli olmaları bu kafalarına göre takılan gençlerin mutlu olmalarını engelliyor, peki başarılı kariyerleri oluyor mu acaba?

Bir de ne yapacağını bilemeyip sağa sola danışan var! Bu grubun durumu kritik ve burada bize iş düşüyor: Sordukları kişiler çoğunlukla kendi deneyimlerini övme, şu andaki şartları çok fazla düşünmeksizin ben yaptım oldu, en büyük benim, en akıllı benim kafalarında! Ya sen yaptın oldu da bu genç sen mi? Bu gencin yetenekleri, şu andaki ekonomik şartlar hemen hemen hepsi farklı.

Öneriler ağırlıklı olarak “Mühendis ol”, “Hukukçu ol” şeklinde devam etmekte. Kariyer konusunda birine danışmak ve bu kişinin “tecrübelerinden yararlanmak” iyi de; bu tecrübe o kişinin tecrübesi. Bu tecrübeyi günün şartlarına uygulamak, dış ortamın hiç değişmediğini varsayan laboratuvar deneyi gibi değil mi?

Bunun örneğini de bizzat yaşadım.

Çaresizce yardım aradığım zamanlarda ikisinin de yeteneğine hiçbir laf edemediğim, son derece iyi olan iki müzisyene kızım için aynı soruyu sormuştum. Müzik kariyerinde başarısız olandan, “Kesinlikle ana işi müzisyen olmasın bunu hobi olarak yapsın” cevabını aldım. Kendi alanında en yüksek noktaya çıkmış olan kişi ise “Kesinlikle müzikten başka işin olmamalı ki başarabilesin!” dedi.

Bu iki cevap da doğru ama bunun kızıma hiç faydası olmadı…

“Kariyerim için size danışmaya geldim” gibi bir geyik yaparsanız, karşılığında bir geyik alırsınız.

Danışacağınız kişinin durumunu oldukça kapsamlı değerlendirmek gerekiyor, düşündüğünüz gibi başarılı mı? Ne yapmış da başarılı olmuş eğer bunu anlama şansınız varsa sorun derim. Belki babasından iyi miras kaldı çocuğum ve hatta bu mirasla çok daha iyisini yapabilir de bu kadar yaptı. Önce bu kişinin başardığı konuyu saptayın, sonra onun şartlarını az çok değerlendirdikten sonra bir çerçeve çizdiniz. Tamam şimdi bu alanda soru sorduğunuzda aldığınız cevap anlamlı olacaktır!
Eğer örnek aldığınız kişi Harvard mezunu ise siz kıçınızı yırtsanız onun bulunduğu konuma gelemeyeceksiniz. Harvard’a girmek için ne tür yol izledin, günde kaç saat çalıştın, seçimlerini ne yaptın deme şansınız ve konumunuz varsa bunu sorun, alacağınız cevap kesinlikle işinize yarayacaktır.

Soracağınız kişiyi doğru seçin, arayın tarayın, hangi alanda neden başarılı olduğunu anlamaya çalışın, bunun hedefiniz olup olmadığını hissedin sonra daralttığınız alanda sorunuzu sorun lütfen, ne kendi vaktinizi nede başkasının vaktini almayın.

Bana sorarsanız; seçtiğiniz kariyer ile kazanacağınız para sizi mutluluğa götüremez, siz bu işi yaparken mutlu olabilecekseniz ancak o zaman mutlusunuzdur.