Bir parça stresin herkes için iyi olduğu ve motivasyon kaynağı olduğu söylenir. Fakat bu stresin dozajı çaresizliğe döndüğünde, kişinin kontrol sistemi çökebilir ve hiçbir şey yapamaz hâle gelebilir.

İşte tam da böyle anlarda kendimize acımak ya da kendimiz için endişelenmek yerine; o güne kadarki düşüncelerimizden sıyrılıp, çok farklı bir çözüm arama yoluna girdiğimizde artık zihnimiz farklı seviyelere çıkmış demektir.

Son umudun da yittiği bu anlar birçok buluşun kaynağıdır.

İnsan zihni zorunluluk halinde, normal kapasitesinin çok çok üzerine çıkarak bir çözüm yaratmaya çalışır. Hollandalı psikolog Adrian de Groot, satranç oyuncularının köşeye sıkıştıklarında buldukları bir yöntem olarak açıklamış bu durumu. Saatteki kum bitmek üzereyken artık son kurtuluş hamlesini yaratacak çözümün alışılmışın çok dışında bir hareket olması gerekir. (*)

Kitapta yaratıcı çaresizliğe verilmiş çarpıcı örneklerinden biri şöyle:

Büyük bir orman yangını sırasında 15 kişilik yangın söndürme ekibin lideri olan Wagner Dodge’un hikayesi… Dogde’un ekibi, rüzgarın yön değiştirmesi ile hızla büyüyen yangının ortasında kalırlar. Yangından kaçış için hiçbir yol yoktur. Bu çaresizlik anında Dodge’un aklına, öndeki arazide yangın çıkarmak gelir. Bir yandan önündeki araziyi ateşe verirken diğer yandan ekibine de aynı şeyi yapması için bağırır. Ancak ekip onun ne yapmak istediğini anlayamayacak kadar paniklemiştir. Wagner zaten yanmış olan araziye yatar. Yanacak bir şey kalmamış olan araziyi alevler atlayarak geçer. Ne yazık ki onun ne yapmak istediğini anlayamamış olan ekip üyeleri alevler tarafından yutulurlar.

Herkes için böyle olabilir mi?

Sad businessman in trouble. Vector illustration.

Tabii ki hayır, en azından kendim için öyle. Sınavın bitimine 20 dakika kaldığını biliyorsam ve sınava katılan diğer kişilerde herhangi bir panik belirtisi görünmüyorsa. Sınavın benim için başarısızlıkla bittiğini varsayarak strese girerim. Saatin tik takları ilerledikçe stres büyür. Normal zamanda makul ve mantıklı olarak çözebileceğim konularla aramda bir sis bulutu girip performansımın neredeyse yüzde 10’u ile sınavı tamamlayabilirim.

Bu konu birçok kişi için böyledir. Çaresizlik durumlarında, kişilerin stres seviyesi artar. Bu da performans kapasitelerinde düşüşe yol açabilir.

Ancak her türlü olumsuzluğa ve performans düşüklüğüne rağmen çaresizlik içinde dibe vurma durumları, insanlara tam performansını yakalama şansı verir.

Bunun en yakın örneğini 2008 ekonomik krizinde yaşadım. Kriz sırasında tüm enerjimi endişelenmek için kullandığımdan kendi uzmanlık alanım olan mali işler konusundaki çok iyi bildiğim konularda zaten kendimde olan ‘know-how’ı kullanamamama neden oldu. Bu konuda bir uzmana danışma gafleti göstererek kendimi uzun bir süre devam edecek sorumluluğun içine attım. Ardından kendimi bir parça toplayarak kriz bulutunun içinde görmediklerime odaklanmayı başarabildim ve kendi özüme döndüm. Benzer konuyu mali işler becerimle ilkinden çok daha iyi bir metotla çözdüm. Ancak uzman tarafından çözülen konu hala bana sorun yaratmaya devam ediyor. Bundan sonraki iş ve özel hayatım için ise kendime ders çıkardım. Durum ne kadar umutsuz gözükse bile içimizde saklı olan enerjimiz sorunlarımızı aşmak için sıra dışı çözümler yaratmamızı sağlayacaktır.

Sınırlarını Aşmak Zorundasın

Büyük bir tehlike ya da çaresizlikle karşılaştığımızda bizlerin, tüm canlıların yaptığı gibi karşılarında üç seçenek vardır.

-Kaçıp kurtulmak.

-Kaderine razı olarak tüm enerjisini bırakmak ve başına geleceğe hazır olmak.

-Ya da son bir enerji ile çözüm bulmak.

Tamamen dibe vurduğumuz ve son umudun da yitip gittiği o anda; insan, potansiyelinin çok çok üzerine çıkarak yaratıcılığıyla mucizeler yaratabilir.

Bu konuda performansları birçok ulustan farklı olan Japonların çaresiz bir durumla yüz yüze geldiklerinde ve bu durumdan çıkamayacağını, çünkü bunu başaramayacağını düşünen kişiye “Demek ki şimdi sınırlarını aşmak zorundasın” diyorlar.

Çaresizlik anları, zihnin kapasitesinin çok üzerine çıkılmak zorunda kalınan anlardır. Bir proje hazırlığı içindeysek bütün bir yıl aklımıza gelmeyen fikirler, belki de “canım çok da iyi bir fikir değil” diye düşünerek kenara attığımız fikirleri kullanmak zorunda kalırız ve ortaya, bizi çok gururlandıran “vay be nasıl yapmışım” dediğimiz projeler, işler çıkar. Ya da kriz anlarında çaresizlik içinde o denli odaklanır ve olaya farklı açılardan bakarız ki, son derece parlak fikirler yaratırız. Organizasyonlar, şirketler ve kişiler olarak da zaman darlığı, bitirmek zorunda olmak, belli bir kalite üzerinde bir iş yaratmak için esner ve genişleriz. Bu sürecin bitiminde cidden söz konusu döngüyü başarı ile tamamlamışsak, bu anlar bizim kapasitemizi genişlettiğimiz, büyüdüğümüz hatta kaderin değiştiği anlardır.

(*)
Seeing What Others Don’t: The Remarkable Ways We Gain Insight. Garry Klein’in kitabından bir bölüm.

Bu yazı, Dünya Gazetesi’nde 8 Haziran 2018 tarihinde yayımlanmıştır.

Ayşe Nazmiye Uça
Datassist Bordro Servisi
CEO

0 CommentsYoruma kapalı

Yorum bırakın

Kariyerlerini belirleme anlamında gençler çok ayrı yollarda ilerliyor. Kimisi kariyerini küçük yaşlardan belirliyor, milyon kere karar verip bozsa da illa ki kariyerimi ben belirleyeceğim diyor. “Benim için en iyisini ben bilirim” misali.

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımın paylaştığı TED konuşması benim açımdan hayat kurtardı. Dan Gilbert‘in The Surprising Science of Happiness adlı konuşması, seçme özgürlüğünün çok yüksek olmasının mutsuzluk getirdiğini, (seçenekler arasında boğulan gençleri düşündükçe onlar adına üzüldüm doğrusu) seçme şansı olmadığında kişinin mutlu olmayı seçtiğini anlatıyordu. (Görücü usulü ile evlenen anne ve babalarımızın bizlerden çok daha mutlu olması da böyle bir şey olmalı!)

Bu denli özgüvenli olmaları bu kafalarına göre takılan gençlerin mutlu olmalarını engelliyor, peki başarılı kariyerleri oluyor mu acaba?

Bir de ne yapacağını bilemeyip sağa sola danışan var! Bu grubun durumu kritik ve burada bize iş düşüyor: Sordukları kişiler çoğunlukla kendi deneyimlerini övme, şu andaki şartları çok fazla düşünmeksizin ben yaptım oldu, en büyük benim, en akıllı benim kafalarında! Ya sen yaptın oldu da bu genç sen mi? Bu gencin yetenekleri, şu andaki ekonomik şartlar hemen hemen hepsi farklı.

Öneriler ağırlıklı olarak “Mühendis ol”, “Hukukçu ol” şeklinde devam etmekte. Kariyer konusunda birine danışmak ve bu kişinin “tecrübelerinden yararlanmak” iyi de; bu tecrübe o kişinin tecrübesi. Bu tecrübeyi günün şartlarına uygulamak, dış ortamın hiç değişmediğini varsayan laboratuvar deneyi gibi değil mi?

Bunun örneğini de bizzat yaşadım.

Çaresizce yardım aradığım zamanlarda ikisinin de yeteneğine hiçbir laf edemediğim, son derece iyi olan iki müzisyene kızım için aynı soruyu sormuştum. Müzik kariyerinde başarısız olandan, “Kesinlikle ana işi müzisyen olmasın bunu hobi olarak yapsın” cevabını aldım. Kendi alanında en yüksek noktaya çıkmış olan kişi ise “Kesinlikle müzikten başka işin olmamalı ki başarabilesin!” dedi.

Bu iki cevap da doğru ama bunun kızıma hiç faydası olmadı…

“Kariyerim için size danışmaya geldim” gibi bir geyik yaparsanız, karşılığında bir geyik alırsınız.

Danışacağınız kişinin durumunu oldukça kapsamlı değerlendirmek gerekiyor, düşündüğünüz gibi başarılı mı? Ne yapmış da başarılı olmuş eğer bunu anlama şansınız varsa sorun derim. Belki babasından iyi miras kaldı çocuğum ve hatta bu mirasla çok daha iyisini yapabilir de bu kadar yaptı. Önce bu kişinin başardığı konuyu saptayın, sonra onun şartlarını az çok değerlendirdikten sonra bir çerçeve çizdiniz. Tamam şimdi bu alanda soru sorduğunuzda aldığınız cevap anlamlı olacaktır!
Eğer örnek aldığınız kişi Harvard mezunu ise siz kıçınızı yırtsanız onun bulunduğu konuma gelemeyeceksiniz. Harvard’a girmek için ne tür yol izledin, günde kaç saat çalıştın, seçimlerini ne yaptın deme şansınız ve konumunuz varsa bunu sorun, alacağınız cevap kesinlikle işinize yarayacaktır.

Soracağınız kişiyi doğru seçin, arayın tarayın, hangi alanda neden başarılı olduğunu anlamaya çalışın, bunun hedefiniz olup olmadığını hissedin sonra daralttığınız alanda sorunuzu sorun lütfen, ne kendi vaktinizi nede başkasının vaktini almayın.

Bana sorarsanız; seçtiğiniz kariyer ile kazanacağınız para sizi mutluluğa götüremez, siz bu işi yaparken mutlu olabilecekseniz ancak o zaman mutlusunuzdur.