Bu yazı Dünya Gazetesi’nde 12 Şubat 2017 tarihinde yayınlanmıştır.

Zamanımız hız dünyası. İnternet ve sosyal medya kullanımı ile işyeri kavramının kalmaması yüzünden (Bir şelale gibi akan e-postalar arasından sınıflama yaparak yüksek önceliklileri hızla cevaplandırmak bu yazıyı okuyanların sıradan bir işi çünkü) kariyer ya da kişisel gelişim ile ilgili ipuçlarını da hap gibi anlatmak gerekiyor.

Herhangi bir yazı ilgimizi çekse dahi birinci paragraftan sonra, diğer paragraflara hızla göz gezdirmeye başlıyor, yazı birkaç dakikadan fazla uzayacaksa sonra okumak için saklama gayesiyle not ediyor ya da bir daha hiç hatırlamamak üzere metni kapatıyoruz. Buna neredeyse mecburuz…

Başarılı bir kariyer için çevremizden, ekonomiden ve günün koşullarından; daha doğrusu kendimizden kaynaklanan birçok etken var ancak, bu yazının okunması ve kolayca akılda kalması için ipuçlarını oldukça kısa tuttum.

İpuçlarına gelince…

1- ÖZKARİYER: Marka değeri ya da herhangi bir nedenle gücü çok büyük olan şirketlerde (ki bu bir kamu kuruluşu olabilir ya da uluslararası alanda bir güç olabilir) çalışan bir kişi, bir süre sonra şirketin gücü ile kendi gücünü ayırt edemez olur. Bu gücü kullanmaya öyle bir alışır ki gücün kendisinden geldiği yanılgısına varır. Bulunduğu organizasyona ve kendine değer katmadan, belki doğru zamanda doğru yerde bulunmuş olarak ve gücün tatlı rehaveti içinde bir zaman geçirir. İmkânlar yok olduğunda, gerçek kişisel deneyim başlamıştır. İlk şaşkınlık atlatıldıktan sonra çevresinde belli beklentilerle oluşan bulut kaybolur, ardından yeni bir mücadele başlar.

Kolay değil, uzun yıllar önce sektörünün öncüsü yabancı bir kuruluşta finans direktörü iken kendimi küçük bir güç odağı sanıyordum. Şirketin imkânları yok olup şirketin gücü arkamda olmadan iş yapmaya çalışınca asıl durumu idrak ettim. Neyse ki bu durum çok genç bir yaşta oldu da, aslolanın kendi yeteneğimin, yüzleşme kabiliyetimin ve daha birçok şeyin birleşimi olduğunu anladım. Hangi güce dayanıyorsanız bu güç bir gün sizin elinizde olan ya da olmayan sebeplerle yok olabilir. Yok olmayacak şey; kendi öz kabiliyetleriniz ve gücünüzdür. Bu durumda ne zaman düşerseniz düşün, hızla yerden kalkarsınız. Bulunduğum sektörde kariyeri kendinden menkul insanlar, başka şirketler ve konumlarda gayet başarılı devam ediyorlar, onların kariyerlerinin, kendi öz niteliklerinden kaynaklandığını biliyorum.

2- YA HIZLISINIZ YA ÖLÜSÜNÜZ: Yukarıda yazdığım söz, pazarlama gurusu Seth Godin’in mottosu ve hemen hemen tüm şirketler için geçerli. Ancak, bildiğiniz üzere çok uzak olmayan bir gelecekte çalışan işveren ilişkileri boyut değiştirecek, maaş ve sözleşme karşılığı sözleşmelerin yerine iş ve proje bazlı ilişkiler alacak. Ki bu çalışma biçimi literatürümüze ekonomik olarak girdi bile. Bağımsız çalışanların ve kendi kendisinin patronu olmak isteyenlerin oluşturduğu bir ekonomi modeli olarak kabul ediliyor. Müzik sektöründe fazlasıyla uygulanan bu model şimdilerde internet sayesinde evden çalışmanın kolaylaştığı ölçüde yaygınlaşacak.

Bu durumda şirketler için söylenmiş olan bu söz günümüzde aynen bizler, yani bireyler için de geçerli olacak. Nasıl ancak süreçleri hızlı bitiren ve yeniliklere hızla adapte olan şirketler hayatta kalacaksa birer birey olan bizlerin iş döngülerini hızlı ve kabul edilir kalitede bitirmesi esas alınacak. Hızlı, kullanılabilir ve işe yarayan bir ürün ya da servis ürettiğinizde sizin için makul olan fiyatı diretebilirsiniz. Başkaları fiyat rekabeti yaparken siz kolanızı yudumlayıp ve cipsinizi yiyor olursunuz.

3- KİŞİSEL TANITIM: Hem yetenekli hem hızlı olunca birçok iş size yönlenecektir. Şirketteki en lüzumsuz iş bile ayağınıza dolanacak ve bir süre sonra kendinizi başkalarının işini yaparken bulacaksınız. Bu işleri bir hobi olarak görüyorsanız yapın! Aksi halde kimseyi kırmadan işinizin çerçevesini hatırlatmak, odağınızı bozmanın iyi olmayacağını söylemek gerekiyor. Çevrenizdekilerin gözüne sokup itici olmayın ama, devir tevazu devri değil. Yaptığınız işleri ölçümlemek, sağladığınız faydayı gerektiğinde özetleyerek rapor etmek, şirketinizde performans ölçümü yapılmıyorsa bile böyle bir raporu en azından yılda bir kez yöneticinizin masasına koymak iyi bir yöntem olabilir. Yoksa yaptıklarınızı başkası sahiplenir. Siz bunları yaptıktan sonra, şans zaten kendiliğinden gelecektir.

0 CommentsYoruma kapalı

Yorum bırakın

Kariyerlerini belirleme anlamında gençler çok ayrı yollarda ilerliyor. Kimisi kariyerini küçük yaşlardan belirliyor, milyon kere karar verip bozsa da illa ki kariyerimi ben belirleyeceğim diyor. “Benim için en iyisini ben bilirim” misali.

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımın paylaştığı TED konuşması benim açımdan hayat kurtardı. Dan Gilbert‘in The Surprising Science of Happiness adlı konuşması, seçme özgürlüğünün çok yüksek olmasının mutsuzluk getirdiğini, (seçenekler arasında boğulan gençleri düşündükçe onlar adına üzüldüm doğrusu) seçme şansı olmadığında kişinin mutlu olmayı seçtiğini anlatıyordu. (Görücü usulü ile evlenen anne ve babalarımızın bizlerden çok daha mutlu olması da böyle bir şey olmalı!)

Bu denli özgüvenli olmaları bu kafalarına göre takılan gençlerin mutlu olmalarını engelliyor, peki başarılı kariyerleri oluyor mu acaba?

Bir de ne yapacağını bilemeyip sağa sola danışan var! Bu grubun durumu kritik ve burada bize iş düşüyor: Sordukları kişiler çoğunlukla kendi deneyimlerini övme, şu andaki şartları çok fazla düşünmeksizin ben yaptım oldu, en büyük benim, en akıllı benim kafalarında! Ya sen yaptın oldu da bu genç sen mi? Bu gencin yetenekleri, şu andaki ekonomik şartlar hemen hemen hepsi farklı.

Öneriler ağırlıklı olarak “Mühendis ol”, “Hukukçu ol” şeklinde devam etmekte. Kariyer konusunda birine danışmak ve bu kişinin “tecrübelerinden yararlanmak” iyi de; bu tecrübe o kişinin tecrübesi. Bu tecrübeyi günün şartlarına uygulamak, dış ortamın hiç değişmediğini varsayan laboratuvar deneyi gibi değil mi?

Bunun örneğini de bizzat yaşadım.

Çaresizce yardım aradığım zamanlarda ikisinin de yeteneğine hiçbir laf edemediğim, son derece iyi olan iki müzisyene kızım için aynı soruyu sormuştum. Müzik kariyerinde başarısız olandan, “Kesinlikle ana işi müzisyen olmasın bunu hobi olarak yapsın” cevabını aldım. Kendi alanında en yüksek noktaya çıkmış olan kişi ise “Kesinlikle müzikten başka işin olmamalı ki başarabilesin!” dedi.

Bu iki cevap da doğru ama bunun kızıma hiç faydası olmadı…

“Kariyerim için size danışmaya geldim” gibi bir geyik yaparsanız, karşılığında bir geyik alırsınız.

Danışacağınız kişinin durumunu oldukça kapsamlı değerlendirmek gerekiyor, düşündüğünüz gibi başarılı mı? Ne yapmış da başarılı olmuş eğer bunu anlama şansınız varsa sorun derim. Belki babasından iyi miras kaldı çocuğum ve hatta bu mirasla çok daha iyisini yapabilir de bu kadar yaptı. Önce bu kişinin başardığı konuyu saptayın, sonra onun şartlarını az çok değerlendirdikten sonra bir çerçeve çizdiniz. Tamam şimdi bu alanda soru sorduğunuzda aldığınız cevap anlamlı olacaktır!
Eğer örnek aldığınız kişi Harvard mezunu ise siz kıçınızı yırtsanız onun bulunduğu konuma gelemeyeceksiniz. Harvard’a girmek için ne tür yol izledin, günde kaç saat çalıştın, seçimlerini ne yaptın deme şansınız ve konumunuz varsa bunu sorun, alacağınız cevap kesinlikle işinize yarayacaktır.

Soracağınız kişiyi doğru seçin, arayın tarayın, hangi alanda neden başarılı olduğunu anlamaya çalışın, bunun hedefiniz olup olmadığını hissedin sonra daralttığınız alanda sorunuzu sorun lütfen, ne kendi vaktinizi nede başkasının vaktini almayın.

Bana sorarsanız; seçtiğiniz kariyer ile kazanacağınız para sizi mutluluğa götüremez, siz bu işi yaparken mutlu olabilecekseniz ancak o zaman mutlusunuzdur.