Gelişmekte olan ülkelerin sanayileşirken tarımı bırakmayı seçmesi ise dünyayı büyük bir gıda kriziyle karşı karşıya bırakabilir. Tarım çok uğraş isteyen ancak yüksek getirisi olmayan bir sektör olarak görünse de, bir ülkenin kendi kendini idame etmesinin şartıdır. Kaliteli gıda üretimi ve çevrenin korunması için Türkiye gibi tarım ülkelerinin değerlerini koruması hem ülkemizin hem de dünyanın yarınları…

Ben ekonomik yayınların dışında yazılı basını takip etmiyorum ama geçenlerde uçak yolculuğu sırasında okuduğum 7 Temmuz 2007 tarihli Zaman Gazetesi’nde Dr. Özgür Yalçın Kaya’nın “Bir ölümün hatırlattığı etik sorunlar” başlıklı yazısını kesip yanıma aldım. Köşe yazısından bir alıntı: “Geçenlerde bir arkadaşım, iş başvurusu yaptığı bir firmadan olumsuz cevap alınca nedenini öğrenmek istemişti. Kendisine çok basit…

Endüstriyel ürünlerde outsourcing’in kullanılıyor olması çok yeni bir kavram değil ama dünya küçük bir köy oldu artık. Son yıllarda küreselleşmenin artması ile birlikte artan rekabet şartları fiyatların düşük ama kalitenin çok iyi olması gerektiği bu trend’te inanılmaz bir artış oldu ve artık olay üretim sektörünün dışında her alanda var ve artık servislerde ve artık yüksek…

Masanıza oturur oturmaz, inanılmaz bir kağıt yığınının sizi beklediğinizi gördünüz (benim masam öyle olduğundan). Üstüne üstlük yeni fakslar, yeni mektuplar, okunması gerekli evraklar (vicdan azabı duyar atamazsınız. Atsanız bile, bir yıl sonra yine, okunmadan karşınıza çıkacaktır. Acaba tatile götürüp mü okusam?) E-posta kutunuzu açtınız, burada da yeni enformasyonlar, şirket içi gelen raporlar… İşte, enformasyon enflasyonu…

Örneklersek: Almanya’da inşaat yasaları altında, Amerika’daki kişisel bilgisayar endüstrisinin o ilk parlak günlerinde sık sık görüldüğü gibi, evin garajında bir firma kurmanız mümkün değildir, çünkü bu yasaya göre yangın tehlikesi vb. gibi gerekçelerle bir konut alanı sadece konut alanıdır, bir ticaret alanı değil. Avrupa burada da bir tercihle karşı karşıyadır: Bir tarafta, üye devletlerin çoğunun…

Bu sabah, okul servisine binmesi için kızımı zamanında hazırlamış, tam istediğim vakitte ofise gelmiştim. İlk toplantım saat 11:00’deydi. Ve ofise gelir gelmez kimse bana acil bir durum bildirmemişti. Sabah işe geldiğimde ilk önce e-mail’lerimi kontrol etmeyi çoktan bıraktım. Önce zaman yönetimi dosyamı açar, günün anlam ve önemini, günümü dolduracak ana konuyu seçerim. Eğer güne e-mail…