Sürdürülebilir Tarım İçin El Ele Verelim

Gelişmekte olan ülkelerin sanayileşirken tarımı bırakmayı seçmesi ise dünyayı büyük bir gıda kriziyle karşı karşıya bırakabilir. Tarım çok uğraş isteyen ancak yüksek getirisi olmayan bir sektör olarak görünse de, bir ülkenin kendi kendini idame etmesinin şartıdır. Kaliteli gıda üretimi ve çevrenin korunması için Türkiye gibi tarım ülkelerinin değerlerini koruması hem ülkemizin hem de dünyanın yarınları için büyük önem taşımaktadır.

AB Müzakerelerinde Tarım

AB üyeliği yolunda müzakerelerin zorlu başlıklarından biri de tarım. Müzakerelerde tarımla ilgili Türkiye’ye verilen mesaj açık: ‘Tarım nüfusunu azaltın. Küçük ölçekli kırsal aile işletmelerine son verin, onları için alternatif gelir kaynakları yaratın. Büyük tarım işletmelerine yol açın.’ Türk toplumunun önemli bir kesimi doğduğundan beri tarımla uğraşan ve toprağın dilinden çok iyi anlayan bir tarım nüfusundan oluşmakta. Bu insanlar için tarım, okulda alınan eğitimin ve gelir kaynağı olmanın ötesinde bir yaşam şekli. Net istatistiki verilere ulaşmak zor olsa da, Türk nüfusunun yaklaşık %30’u tarımla uğraşıyor. TÜİK’in Kasım ayı işsizlik verilerine göre, sanayide istihdam düşerken tarım istihdamı yükselişte. Batı Avrupa’da bu oran %5’lerde. Türkiye’nin ise, sürdürülebilir tarım alanında pozisyonunu koruması tarım nüfusunun geleceği ve de Türkiye’nin kendine yeten bir toplum olması için kilit önem taşımakta. Sürdürülebilir tarım sayesinde ülke kendi yerel kaynaklarını kullanarak sağlıklı ve güvenli yerel besinlere daha uygun fiyatlar karşılığında ulaşabilir.

Via Campesina Europa

Tarım alanında ülkemizde ve Avrupa’da sektörü, çalışanlarını ve tüketicileri korumak için aktif rol oynayan STK’lara ihtiyaç var. Via Campesina Europa (VCE) çiftçilerin uluslararası mücadelede sesi. Örgüt, aile çiftçiliğinin var olmasının topluma, çevreye ve sağlıklı beslenmeye faydalarının üzerinde dururken, sürdürülebilir tarımın yarınını belirleyecek aktör olduğunun altını çiziyor. Abdullah Aysu’nun 15 Şubat tarihli Bianet’teki yazısında belirttiği gibi, Türkiye’den Çiftçi-SEN’in kurucu üyelerden olduğu Via Campesina Europa’nın Avrupa Tarım ve Gıda Deklarasyonu’nun maddeleri şöyle:

1. Gıdayı evrensel bir insan hakkı olarak görür, sadece bir mal olarak değil.

2. Avrupa için gıda ve hayvan yemi üretmeye öncelik verir ve uluslararası ticaretin eşitlikle, sosyal adalet duygusuyla ve ekolojik sürdürülebilirlik ilkesiyle yürütülmesini sağlar.

3. Enerji yoğun ve çok işlenmiş gıdaların, doymuş yağların ve etin daha az tüketildiği bir sağlıklı beslenme modelini destekler. Sebze, meyve, tahıl ve baklagil temelli beslenmeye doğru yönlendirirken farklı kültürel beslenme alışkanlıkları ve geleneklerine saygı duyar.

4. Avrupa’da çok sayıda çiftçinin gıda üretimi yapmasına ve tarlalarını sürdürmelerine öncelik verir. Buna, çiftçiler için adil gelir ve tüketiciler için adil fiyat sağlayan adil ve güvenli çiftlik ücretleri olmadan ulaşılamaz.

5. Orta ve Doğu Avrupa’da tarım üreticileri ve çiftçiler için adil, ayrımcı olmayan koşulların sağlanması için çalışır ve toprağa erişim koşullarının adil ve eşit olmasını destekler.

6. Yerel ve küresel bir çevreye saygı gösterir, toprak ve su gibi sonlu kaynakları korur ve biyo-çeşitliliğin artması için çaba gösterir ve hayvan varlığına saygı gösterir.

7. Tarım ve gıda üretiminin GDO’lu olmadığını garanti eder ve çiftçilere ait yerel tohumlar ile gıda kültürlerindeki yerel türlerin çeşitliliğinin artmasını destekler.

8. Endüstriyel agro yakıtların kullanımı ve üretimini desteklemeyi durdurur ve genel olarak taşımanın azaltılması konusuna öncelik verir.

9. Gıda zincirinde saydamlık sağlayarak vatandaşların gıdanın nasıl üretildiğine, nereden geldiğine, ne içerdiğine ve nihai fiyatın neleri kapsadığına dair bilgi sahibi olmalarını temin eder.

10. Gıda işleme ve perakende sektöründeki enerji yoğun yapıyı ve neyin üretileceği ve tüketileceği konusunda bu yapının önemini azaltır; üretici ile tüketici arasındaki mesafeyi kısaltan gıda sistemlerini destekler.

11. Tüketicilerin gıdalarıyla ve o gıdaları üreten üreticilerle yeniden ilişkiye geçmesini sağlayan yerel, mevsimsel, yüksek kaliteli ürünlerin üretilmesini ve tüketilmesini teşvik eder.

12. Çocukların sağlıklı ve besleyici gıdanın üretimi, hazırlanması ve bu gıdalardan zevk alınması konusunda temel bilgi ve becerileri kazanabilecekleri bir eğitim alabilmeleri için kaynaklarını ayırır.

Türkiye’de Sürdürülebilir Tarıma Yeni STK Desteği

Türkiye’deki çiftçilerin sorunlarına çözüm bulmayı hedefleyen yeni bir sivil kuruluş 81 ilde teşkilatlanmaya başladı. 2 ay önce kurulan Tarımsal Kalkınma Derneği iyi tarım uygulamaları, meyve sebzede rezidü, organik tarım ve GDO gibi konularda üretici ve tüketiciye destek vermeyi hedeflemekte. Derneğin amaç ve faaliyetlerini Genel Başkanı Hakan Yüksel tarım sektörünün sorunlarına yeni bir güç ve vizyonla çözüm bulmak, üretimde kalite ve verimi arttırmanın yanında gıda güvenliği ve çevreye duyarlılık konusunda üretici ve tüketicileri eğitmek olarak dile getirmekte.

Tarımsal Danışmanlık

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in değerlendirmesine göre, tarımın önemini verilerde net bir şekilde görmek mümkün. Türkiye’de tarım ürünleri ihracatı 4 milyar dolardan 10 milyar dolara çıkmıştır. Bunun 2 milyar doları yaş sebze ve meyveden oluşmaktadır. Ekonomik krizde tarım sektörü hem ihracat hem de istihdam yönünden tampon görevi görmüştür. Türkiye’de 100 kişinin 26’sı tarım sektöründe istihdam edilmektedir. Hükümet, Tarım ve Gıda alanında bakanlık kurulması için tasarı hazırlamıştır. Ayrıca, Avrupa’da uygulanan tarım danışmanlığı sistemiyle köylerdeki çiftçilere eğitim ve destek verilmeye başlanmış, 2500 tarım danışmanı atanmıştır. Amaç, zirai ilaç kalıntısı sorununun çözülmesi, iyi tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması ve üretimin kayıt altına alınmasını desteklemektir. Devlet desteği bu yıl %122 oranında artmıştır.

Yapısal İşsizlik ve istihdam yaratmak için tarım

İnsan gücüne ağırlık veren tarım gibi sektörlerden çıkılması veya teknolojinin gelişmesiyle bazı görevlerin makinalar ve bilgisayarlar tarafından gerçekleşmesiyle yok olması yapısal işsizliği doğurmuştur. Batı Avrupa ve Amerika yapısal işsizliğin istihdam yönündeki etkileriyle uzun süredir savaşmaktadır. İşgücünün azalmasıyla maliyet kısılırken, otomatik uygulamalar sayesinde üretim arttırılmıştır. Tekstil gibi iş gücünün fazlasıyla gerekli olduğu sektörlerde üretimi ucuz işçiliğin olduğu Doğu ülkelerine kaydırmışlardır. Ancak, işlerini kaybedenlere çoğunlukla hizmet sektöründe yeni iş imkanları sağlamak ve yeni işlerine uyum sağlamaları için gereken eğitimleri vermek hükümetlerin uyguladığı çözüm politikaları arasına girmiştir. Avrupa’da yükselen sağlık, turizm, finans ve eğitim sektörleri yeni istihdam yaratmayı başarmış, endüstriyelleşmiş toplumu destekleyen hizmetleri yerine getirmiştir. Peki, Türkiye aynı yolu mu izlemelidir? Avrupa’dan farklı olan gelir ve eğitim düzeyi hizmet sektörüne kaymaya ne ölçüde izin verecektir? Bu durumda Türkiye’nin varlığını sürdürdüğü tarımın geleceği ne olacaktır?

Türkiye kendi değerlerine sahip çıkmalıdır. Tarım geçmişi, tüm yaşamlarını toprağa vermiş çiftçi işgücü ve uygun iklimi Türkiye’nin miraslarıdır. Bu miraslar korunarak ekonomik büyüme gerçekleşmelidir. Dünyanın açlıkla burun buruna geldiği günlerde soframızdaki yemeği, bahçemizdeki meyveleri ve tarladaki mahsulü nasıl koruyacağımızı daha dikkatli planlamalıyız.

Kaynak: Dünya Gazetesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir