Muhasebe ve denetim dünyası cinsiyet tercihi bakımında oldukça erkek ağırlıklı bir dünyadır. Türkiye’de bu durum pek böyle olmasa da uluslararası sempozyum ve konferanslarda mesleğin oldukça erkek egemen bir meslek olduğunu -özellikle de Avrupa’da- bunun bariz olduğunu bizzat deneyimledim. İngiltere’deki “cam tavanın” bu anlamda kadınların geçişini oldukça zorlaştıran bir sağlamlık içinde olduğunu biliyorum. İngiltere’de bu denetim ve muhasebe şirketlerinde partner olmak büyük bir zorluk barındırmakta. Dünyanın büyük ve saygın şirketlerinden biri olan Grant Thornton İngiltere’nin başına 2014 yılında Sacha Romanovitch’in gelmesi, kendi başına bir olay teşkil ediyordu.

Ancak geçtiğimiz günlerde Sacha’nın, şirket ortamında paylaştığı bir şiir pozisyonunu kaybetmesine neden oldu. Sacha’nın paylaştığı bu şiire, şirket bünyesindeki 15 partner, şiddetle karşı çıktı. Bu şiirden sonra ise, her şey çok hızlı gelişti ve sosyalist bir ajandaya sahip olmak, kâr odaklı olmamak gibi “suçlar” yüzünden Sacha, stratejik yönetimden hızla uzaklaştırıldı.

financial times newspaper

Financial Times’in yazdıklarına göre Sacha Romanovitch’in hayat hikâyesi oldukça sıra dışı unsurlar barındırıyor. Kendisi Romanya doğumlu bir kimsesiz bir kızken, İngiliz bir aile tarafından büyütülmüş. Kariyer basamaklarını başarılı bir şekilde tırmanarak İngiltere Grand Thornton firmasının başına geçmeyi başarmış.

Uzun dönemli stratejik hedefler ve şirket içi eşitlik konusunda önemli olan adımlar atan Sacha, kâr dağıtımının partnerler arasında paylaşımı yerine, tüm şirket çalışanlarına kâr dağıtımı kararı almış. Ve aldığı bu kararı uygulamış. Bu karar, şirketin kalbine giden damarları oluşturan partnerler tarafından hoş karşılanmamış. Çünkü partnerler, haliyle büyük bir gelir kaybına uğramışlar. O günden sonra ise, -sanıyorum ki- partnerler sabırlı bir biçimde İngiliz çaylarını yudumlarken, Sacha’nın hata yapmasını beklediler.

Kurumsal dünyada güç odaklarını doğrudan etkileyen radikal kararları verebilmek hiç kolay değil. Uzun dönemli olarak organizasyonun varlığını olumlu yönde etkileyecek, belki de muhasebe gibi yaratıcılığın zor olduğu bir sektör içinde öne çıkmayı sağlayacak köklü değişiklikler, kısa dönemli kârlar için heba edilebiliyor. CEO olarak çalıştığı 4,5 yıllık dönem içinde GT’nin kurumsal algısını yukarı taşımış. Dolayısıyla da sektörün yeteneklilerinin çalışmak isteyecekleri şirket sıralamasını olumlu yönde değiştirmiş. Sacha’nın yaptığı bu güzel işlerin, ileride şirket varlığına nasıl bir yansıması olacağı düşünülmüyor maalesef…

Çılgın Adam’ı Kim Kınıyor?

LOS ANGELES – FEB 22: Elon Musk at the Vanity Fair Oscar Party 2015 at the Wallis Annenberg Center for the Performing Arts on February 22, 2015 in Beverly Hills, CA

Kısa vadeli düşünme olayı hem politikada, hem de halka açık şirketlerde günümüzün uyuşturucusu durumunda. Demokratik rejimlerin kısır döngüsü seçim dönemlerini ve iktidara oynamayı kısa dönemli seçmen tercihlerini gözetmek zorunda olmak. Bu durum dünyamıza küresel ısınma, doğal kaynakların bozulması ve yok olması şeklinde yansıyor. Şirketler ise uzun dönemli sürdürülebilirlik politikaları yerine hissedarların kâr baskısı ile hareket ediyor. Uyuşturucuya öyle alışılmış ki, belli doz almadan ayakta kalamıyor. Bir türlü ondan kurtulmak için gerekli cesaret gösterilemiyor.

Yıllardır ekonomi yazarlarının Tesla battı batıyor haberlerine rağmen, devrim yaratan yaklaşımlarıyla iş dünyasını geriye dönülmez bir biçimde değiştiren Elon Musk, bu baskıya direnebilen nadir isimlerden. Global iş dünyasının şahane çocuğu aynı şekilde hissedarların baskısı ve çılgın fikirlerini hayata geçirme arasındaki dengeyi oldukça sık kaçırıyor. Son olarak 2 Ağustos’ta şirketini NY borsasından çekme kararını Twitter’dan duyuran Elon Musk, 24 Ağustos’ta bu kararından vazgeçti. Ardından ABD Borsa komisyonu (US Securities and Exchange Commission) tarafından menkul kıymetler dolandırıcılığı suçuyla kendisine dava açıldı ve yönetim kurulu başkanlığını terk etme tehlikesi ile karşı karşıya geldi. Aslında yapmak istediği kâr baskısından kurtulmak ve uzun dönemli projelerini baskı olmaksızın hayata geçirmekti.

Son olarak yapay zekâ ve teknolojik gelişmeler üzerine düzenlenen bir webshow’da joint içmesi onu tekrar gazete başlıklarına taşıdı. Bu olayın ertesinde Tesla hisseleri %6 değer kaybetti.

Kâr baskısı gizli uyuşturucusunun müptelası olan Wall Street; ömrünün sonuna kadar hiç çalışmadan lüks içinde yaşayabileceği halde, halen kazandığı parayı güneş enerjisi, elektrikli otomobil ve uzay teknolojisi gibi riskli sektörlere sermaye olarak kullanan, dünyayı hatta ve hatta uzayı bile değiştirmeye çalışan bu “çılgın adamı” joint içtiği için şiddetle kınıyor.

İşte benim açımdan ironik olan konu tam olarak bu!

0 CommentsYoruma kapalı

Yorum bırakın

Kariyerlerini belirleme anlamında gençler çok ayrı yollarda ilerliyor. Kimisi kariyerini küçük yaşlardan belirliyor, milyon kere karar verip bozsa da illa ki kariyerimi ben belirleyeceğim diyor. “Benim için en iyisini ben bilirim” misali.

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımın paylaştığı TED konuşması benim açımdan hayat kurtardı. Dan Gilbert‘in The Surprising Science of Happiness adlı konuşması, seçme özgürlüğünün çok yüksek olmasının mutsuzluk getirdiğini, (seçenekler arasında boğulan gençleri düşündükçe onlar adına üzüldüm doğrusu) seçme şansı olmadığında kişinin mutlu olmayı seçtiğini anlatıyordu. (Görücü usulü ile evlenen anne ve babalarımızın bizlerden çok daha mutlu olması da böyle bir şey olmalı!)

Bu denli özgüvenli olmaları bu kafalarına göre takılan gençlerin mutlu olmalarını engelliyor, peki başarılı kariyerleri oluyor mu acaba?

Bir de ne yapacağını bilemeyip sağa sola danışan var! Bu grubun durumu kritik ve burada bize iş düşüyor: Sordukları kişiler çoğunlukla kendi deneyimlerini övme, şu andaki şartları çok fazla düşünmeksizin ben yaptım oldu, en büyük benim, en akıllı benim kafalarında! Ya sen yaptın oldu da bu genç sen mi? Bu gencin yetenekleri, şu andaki ekonomik şartlar hemen hemen hepsi farklı.

Öneriler ağırlıklı olarak “Mühendis ol”, “Hukukçu ol” şeklinde devam etmekte. Kariyer konusunda birine danışmak ve bu kişinin “tecrübelerinden yararlanmak” iyi de; bu tecrübe o kişinin tecrübesi. Bu tecrübeyi günün şartlarına uygulamak, dış ortamın hiç değişmediğini varsayan laboratuvar deneyi gibi değil mi?

Bunun örneğini de bizzat yaşadım.

Çaresizce yardım aradığım zamanlarda ikisinin de yeteneğine hiçbir laf edemediğim, son derece iyi olan iki müzisyene kızım için aynı soruyu sormuştum. Müzik kariyerinde başarısız olandan, “Kesinlikle ana işi müzisyen olmasın bunu hobi olarak yapsın” cevabını aldım. Kendi alanında en yüksek noktaya çıkmış olan kişi ise “Kesinlikle müzikten başka işin olmamalı ki başarabilesin!” dedi.

Bu iki cevap da doğru ama bunun kızıma hiç faydası olmadı…

“Kariyerim için size danışmaya geldim” gibi bir geyik yaparsanız, karşılığında bir geyik alırsınız.

Danışacağınız kişinin durumunu oldukça kapsamlı değerlendirmek gerekiyor, düşündüğünüz gibi başarılı mı? Ne yapmış da başarılı olmuş eğer bunu anlama şansınız varsa sorun derim. Belki babasından iyi miras kaldı çocuğum ve hatta bu mirasla çok daha iyisini yapabilir de bu kadar yaptı. Önce bu kişinin başardığı konuyu saptayın, sonra onun şartlarını az çok değerlendirdikten sonra bir çerçeve çizdiniz. Tamam şimdi bu alanda soru sorduğunuzda aldığınız cevap anlamlı olacaktır!
Eğer örnek aldığınız kişi Harvard mezunu ise siz kıçınızı yırtsanız onun bulunduğu konuma gelemeyeceksiniz. Harvard’a girmek için ne tür yol izledin, günde kaç saat çalıştın, seçimlerini ne yaptın deme şansınız ve konumunuz varsa bunu sorun, alacağınız cevap kesinlikle işinize yarayacaktır.

Soracağınız kişiyi doğru seçin, arayın tarayın, hangi alanda neden başarılı olduğunu anlamaya çalışın, bunun hedefiniz olup olmadığını hissedin sonra daralttığınız alanda sorunuzu sorun lütfen, ne kendi vaktinizi nede başkasının vaktini almayın.

Bana sorarsanız; seçtiğiniz kariyer ile kazanacağınız para sizi mutluluğa götüremez, siz bu işi yaparken mutlu olabilecekseniz ancak o zaman mutlusunuzdur.