Aynı şirkette 10 yıl ya da daha fazla çalışmak başarı mı?

İş görüşmesi konusunda tavsiye veren yazıları bilirsiniz. Çok sık iş değiştirmenin aday için olumsuz bir puan olduğu gibi bir baskı vardır. Hatta bazen çalışanların olumsuz çalışma koşullarına katlanmalarına neden olur. Kendilerine gereksiz acı çektirip stres içinde belli bir süreyi dolduran çalışanları biliyorum.

CV’nizi yeniden hazırlarken, şirkette kalış süreniz üzerine düşünmeniz gerekiyor.

Aynı yıl içinde birden fazla iş değiştiren kişiler, doğal olarak görüşme yapan kişinin dikkatini olumsuz bir şekilde çekecektir. Bu önyargı ile CV’nizin kenara koyulması bile olası.

Peki ne olmuştur?

İş ortamı beklediğiniz gibi çıkmayabilir. Veya şirketin gerçek yüzünün İK’nın reklamlarında anlatıldığı gibi olmadığını anlamışsınızdır.

Bu durumda kısa sürede ayrılmanız mantıklı bir karar olabilir. Bu durumun başınıza çok sık gelmesinin sorunun sizde olduğu anlamına da geldiğini unutmayın.

Bu, işin bir yüzü. Peki bir şirkette 10 yıldan fazla çalışmanız bir başarı mı?

Eğer neredeyse 10 yıldır aynı pozisyonda ve benzer görevleri yapmakta devam etmişseniz… Sizin için çalan tehlike çanlarını da muhtemelen duymamış olabilirsiniz.

Özellikle büyük kurumsal yapılarda terfi etmenin ya da departman değiştirmenin zor olduğu durumlar olabilir. Geçmişte oldukça normal karşılanıyordu bu durum. Fakat şimdi, yeni “normal” olan kavramlar iş değiştirmenin ideal süresinin 3 ilâ 5 yıl arasında olduğunu söylüyor. Bilişim teknolojisi çalışanları için ise bu süre daha da az.

Bu süreyi nasıl geçirdiğiniz önemli tabi ki:

Eğer çalıştığınız şirkette zaman içerisinde farklı görevler edindiyseniz. Farklı departmanlarda ve farklı sektörlerdeki müşterilere hizmet vermişseniz. Hele bu şirket büyük bir kurum ise kişisel ve kariyer gelişiminiz olumlu bir yönde seyretmiş olabilir.

Uzun yıllar aynı şirkette benzer pozisyonlarda çalışmış olmak kariyerinizi olumsuz yönde etkileyecektir

Yaptığınız işten ve yöneticilerinizden memnunsanız, kişilik olarak değişiklikten hoşlanmıyorsanız aynı şirkette uzun yıllar kalmanız tabiki hem sizin hemde şirket yönetimi açısından tercih edilir bir durum. Bu süre zarfında daha yüksek posizyonlar konusunda es geçilmeye başlamışsanız, açıkca yetkinlikleriniz üst düzey görevler için yeterli olmayabilir. Yine de aynı şirkette farklı yetkinlikler elde etmeye çalışmanız, farklı görevler talep etmeniz yani proaktif olmanız gerekiyor.

Ancak bir şirkette sadece tarihsel konular size sorulmaya başlanmışsa, kendinizi tekrarlamaktan başka bir şey yapmıyorsanız ve artık mobilyalardan ayırt edilemez durumda iseniz… Demirbaş kaydınız yapılmadan harekete geçmelisiniz.

UZUN YILLAR ÇALIŞILAN İDEAL ŞİRKETLERDE MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ

Çalışılmak için ideal şirketler bazen kariyer baltalayabilir. Çok iyi herkesin çalışmak istediği, hangi şirkette çalışıyorsun sorusuna gururla cevap verdiğiniz bir şirkette çalışmanın negatif tarafları da var.

  • Çalışanların çoğunun qualifikasyonlarının yüksek olması, terfi etmek için önünüzü tıkandığı, hatta imkansız olduğu durumlar yaratabilir. Bu durumda aynı pozisyonla çok uzun yıllar çalışmak durumunda kalabilirsiniz.
  • Bu tür kuruluşların ücretleri sektör ortalamalarının üzerinde, iş yaşam dengeleri iyi ve sizi başka bir iş aramaktan alıkoyan sosyal hakları vardır. Böyle bir durumda zaman içerisinde rehavete kapılarak, gelişmenizi durduran ve size körelten bir döngünün başlangıcına girebilirsiniz.
  • Gelirlere göre genişlemiş olan bütçeniz ve ödemeleriniz sizi daha az cesaretli yapabilir.
  • Şirket bir eğitim ve kişisel gelişim cennetidir, adanın dışında ne olduğu ile fazla ilgilenmeyecek kadar şirketinizden ve kendinizden emin olabilirsiniz.
  • İş değiştirmek istediğinize, şu an çalıştığınız şirketin ismi muhtemel işvereninizi korkutabilir.

Kariyerde zaman makinası

0-1 yıl karşılıklı uyum dönemidir. Birliktelik biterse kimse fazla bir şey kaybetmez.

1-3 yıllar her yönüyle işi öğrenmeniz için gereklidir. Ayrılırsanız siz kaybedersiniz.

3-5 yıllarda öğrendiklerinizi şirkete geri vermeniz için gereklidir. Ayrılırsanız şirket kaybeder.

5 yıldan sonra her iki taraf açısından da ‘vurdumduymazlık’ başlar, yenileme, yenilenme gerekir. Sonraki her terfi veya değişiklikte de bu süre sıfırlanır.

Bu yazı, Dünya Gazetesi’nde 6 Ekim 2017 tarihinde yayımlanmıştır.

0 CommentsYoruma kapalı

Yorum bırakın

Kariyerlerini belirleme anlamında gençler çok ayrı yollarda ilerliyor. Kimisi kariyerini küçük yaşlardan belirliyor, milyon kere karar verip bozsa da illa ki kariyerimi ben belirleyeceğim diyor. “Benim için en iyisini ben bilirim” misali.

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımın paylaştığı TED konuşması benim açımdan hayat kurtardı. Dan Gilbert‘in The Surprising Science of Happiness adlı konuşması, seçme özgürlüğünün çok yüksek olmasının mutsuzluk getirdiğini, (seçenekler arasında boğulan gençleri düşündükçe onlar adına üzüldüm doğrusu) seçme şansı olmadığında kişinin mutlu olmayı seçtiğini anlatıyordu. (Görücü usulü ile evlenen anne ve babalarımızın bizlerden çok daha mutlu olması da böyle bir şey olmalı!)

Bu denli özgüvenli olmaları bu kafalarına göre takılan gençlerin mutlu olmalarını engelliyor, peki başarılı kariyerleri oluyor mu acaba?

Bir de ne yapacağını bilemeyip sağa sola danışan var! Bu grubun durumu kritik ve burada bize iş düşüyor: Sordukları kişiler çoğunlukla kendi deneyimlerini övme, şu andaki şartları çok fazla düşünmeksizin ben yaptım oldu, en büyük benim, en akıllı benim kafalarında! Ya sen yaptın oldu da bu genç sen mi? Bu gencin yetenekleri, şu andaki ekonomik şartlar hemen hemen hepsi farklı.

Öneriler ağırlıklı olarak “Mühendis ol”, “Hukukçu ol” şeklinde devam etmekte. Kariyer konusunda birine danışmak ve bu kişinin “tecrübelerinden yararlanmak” iyi de; bu tecrübe o kişinin tecrübesi. Bu tecrübeyi günün şartlarına uygulamak, dış ortamın hiç değişmediğini varsayan laboratuvar deneyi gibi değil mi?

Bunun örneğini de bizzat yaşadım.

Çaresizce yardım aradığım zamanlarda ikisinin de yeteneğine hiçbir laf edemediğim, son derece iyi olan iki müzisyene kızım için aynı soruyu sormuştum. Müzik kariyerinde başarısız olandan, “Kesinlikle ana işi müzisyen olmasın bunu hobi olarak yapsın” cevabını aldım. Kendi alanında en yüksek noktaya çıkmış olan kişi ise “Kesinlikle müzikten başka işin olmamalı ki başarabilesin!” dedi.

Bu iki cevap da doğru ama bunun kızıma hiç faydası olmadı…

“Kariyerim için size danışmaya geldim” gibi bir geyik yaparsanız, karşılığında bir geyik alırsınız.

Danışacağınız kişinin durumunu oldukça kapsamlı değerlendirmek gerekiyor, düşündüğünüz gibi başarılı mı? Ne yapmış da başarılı olmuş eğer bunu anlama şansınız varsa sorun derim. Belki babasından iyi miras kaldı çocuğum ve hatta bu mirasla çok daha iyisini yapabilir de bu kadar yaptı. Önce bu kişinin başardığı konuyu saptayın, sonra onun şartlarını az çok değerlendirdikten sonra bir çerçeve çizdiniz. Tamam şimdi bu alanda soru sorduğunuzda aldığınız cevap anlamlı olacaktır!
Eğer örnek aldığınız kişi Harvard mezunu ise siz kıçınızı yırtsanız onun bulunduğu konuma gelemeyeceksiniz. Harvard’a girmek için ne tür yol izledin, günde kaç saat çalıştın, seçimlerini ne yaptın deme şansınız ve konumunuz varsa bunu sorun, alacağınız cevap kesinlikle işinize yarayacaktır.

Soracağınız kişiyi doğru seçin, arayın tarayın, hangi alanda neden başarılı olduğunu anlamaya çalışın, bunun hedefiniz olup olmadığını hissedin sonra daralttığınız alanda sorunuzu sorun lütfen, ne kendi vaktinizi nede başkasının vaktini almayın.

Bana sorarsanız; seçtiğiniz kariyer ile kazanacağınız para sizi mutluluğa götüremez, siz bu işi yaparken mutlu olabilecekseniz ancak o zaman mutlusunuzdur.