Ofisteki Katiller


ofisteki-katiller

İşe, son bir haftadır ihmal ettiğiniz raporu yazma kararlılığı ile gidersiniz. Yoksa ya amirinizden fırça yiyeceksiniz ya müşterinizden… Böyle bir iç sızısı, çoğumuzun bildiği.

“Kararlıyım, gider gitmez ilk işim bu! Sağa sola bakmayacağım, bitirmem gerek.“

“Bu 5. gün! Tamam, ikinci soruşları bu raporu!”

“Finanstan veri bekliyorum” (Yani o da iki gün önce geldi ama neyse)

“Ölümüne bugün bitireceğim şu raporu” (Bana kasarlar her zaman bu tür şeyleri)

“Evet nerede kalmıştık, bu kısmı bitirdim, bu kısmı...”

-Efendim? Hayır hayır istemiyorum. Kahvaltı yaptım ben…

-Beyaz ekmek mi hayır ben de yemiyorum tabii (Rapora dön, dinleme şunları, hep aynı muhabbet adam kepekli ve çavdar demiş adam 4 dilim değil üff)

“Tamam şurada toparlama yapacağım! Oh oh iyi daha önce hazırladığım raporda yazmıştım bunu oradan kopyala...”

“Ah whatsapp! Önemli bir şey mi acaba? Bir bakayım belki Cemil? Yok ya bu saçma sapan grup kadınlar sürekli mesaj yazıyor, çıksam mı bu gruptan? Yok ayıp olur şimdi...”

“Kadınların resmen işi yok ya, bu ne hırs bu ne paylaşım alt tarafı velisin, veli grubusun işte; pikniğe yolluyoruz çocukları uzayda kenetlenmeyeceğiz.”

“Hafif mont olur muymuş? Olmaz! Dolce Gabana ceket gerek pikniğe giderken!”

“Kadın hep böyle, öne çıkacak her yerde... Cemil'in ablasının arkadaşı imiş, hmm dur Facebook'tan bakayım. Çok avam, kim bu kadın acaba? Linkedin hesabına da bakabilirim. Yok, kimin baktığını anlayabilir bakmayayım.”

..

..

..

“Rapor? Tabii efendim rapor neredeyse bitti!”

..

“Haklısınız efendim, öğleden sonra masanızda olacak...” (Kolaysa sen yapsaydın)

Ofisteki Verimliliğimizin Katili: Teknoloji!

ofisteki katiller1Yukarıda yazdıklarım son zamanlarda hepimiz için oldukça tanıdık cümleler. İletişim ağlarının tahakkümü altındayız. Sosyal medya her yerde her zaman, çalışırken hatta uyurken, bizimle beraber. Whatsapp ya da benzeri mesajlardan kaçışımız yok. Maillerin akıllı telefonlardan rahatlıkla alınıp cevap verilmesi nedeniyle ev ve işyeri birbirine karışmış vaziyette.

İşyerinde kesintiye uğramayan bir anınız yok gibi. Son günlerde okuduğum bir araştırmada günümüz çalışanları hiç bölünmeden sadece 11 dakika çalışabiliyor ve bu kesintiden sonra üzerinde çalıştığı işe tekrar konsantre olması ortalama 25 dakika sürüyor.

Sosyal ağlara ne kadar çok takılırsanız o kadar içine çekiyor sizi. Ofiste sosyal ağların yasak olması ise, yalnızca işvereni komik duruma düşürüyor artık. Akıllı telefonlar bu yasağı çoktan delmiş durumda. Olayın birçok yönü var tabii ki ama benim değinmek istediğim, verimli çalışmak. Gerek çalışan gerek işveren olarak eğer üretim yoksa bu kısa ya da uzun dönemli mutsuzluk kaynağıdır.

Benim naçizane formülüm şudur;

Yapacağınız işleri küçük döngülere ayırmak. İşe başlarken büyük ve küçük döngü olarak tespit edebilirsiniz ve her bir döngü bitmeden hiçbir sosyal ağ ya da dış etkenin sizi durdurmasına izin vermemek. Bu, ilk başlarda çok küçük döngüler olabilir...
İşyerinde masanıza küçük bir ilan asabilirsiniz, “Şu an ki hedefim olan işi bitirmeden size cevap vermeyeceğim” “Servis dışıyım.“ ya da sadece “Acil iş yetiştirmem gerek!” benzeri bir not yazabilirsiniz.

Bu döngüyü bitirdikten sonra cevap vermek, yazmak, okumak benzeri konuyu bitirmek, ardından tekrar yeni bir döngüye başlamak sizin planladığınız işleri bitirmenize yardımcı olabilir.

Bu döngüler ilk başta çok kısa olabilir ama birbiri ardına sıralanmalı ve bir büyük döngüye hizmet etmeden gün ya da çalışma sona erdirilmemelidir. Aslında gözümüzde büyüyen her iş için işi küçük parçalara ayırarak, her biten bölüm için çek atmak ya da kendini kutlamak büyük bir işin bitirilmesine yardımcı oluyor.

Açtığınız e-postanın gereğini yapmadan kapatmayın. Bu döngüyü bitirin! Bu; cevap yazmak, başkasına aktarmak ya da e-postada istenen şeyi yapmak olabilir. Tüm postaları anında cevaplamak mümkün değil ama diğer türlü aynı e-postaya tekrar konsantre olmak için yine benzer zamanı harcayacaksınız.

Unutmayın, eğer döngülerinizi bitirmeden ofis içinde, teknolojik veya insan iletişimi, ne olursa olsun, dağılıyor ya da “dağıtılıyorsanız” bu hem kendiniz için hem çalıştığınız organizasyon için büyük bir kayıptır.