Işıklar açık, ama evde kimse yok!

anu 25martKorku dolu eğitimle yetişip biat ve itaat kültürü ile yöneten ya da yönetilen, bizim kuşaklarımızın yetiştirdiği çocuklar herkesçe malum. İki binli yılların başında korkulan bilgisayar sistemlerinin çökmesi bir şehir efsanesi olarak unutuldu gitti, oysa saatli bomba, milenyum kuşağı iş hayatımızda boy gösterince patladı. Tek istediğimiz onların bizler gibi ezilmemesiydi, doğru girdiler de vardı ama sonuç iç açıcı gözükmüyor.

Son otuz yılda yetişen kuşaklarla nasıl çalışacağımız, onları nasıl motive edeceğimiz konusunda kafa yoruluyor. Bizlerin ezberci eğilimlerimizden sonra iyice yaygınlaşan test sistemi, bizlerin onlara davranış şeklimiz, küresel iletişimin yaygınlaşması ve teknolojik gelişmeler yeni kuşakların elinden mantıksal düşünme yeteneğinin büyük kısmını almış görünüyor. Yazdıklarımı tüm kuşak için genellemek doğru değil, ayrıca her kuşağın güçlü ve zayıf yanları var. Burada sözü sosyologlara bırakmak en doğru hareket olacaktır. Fakat bir işveren ve insan kaynakları sektöründe hizmet veren bir kişi olarak, yeni kuşak çalışanlardan beklentilerimin yerlerde süründüğünü en azından kendi gözlemim olarak söyleyebilirim. Bu kuşak içinde kendi iş dünyamda oldukça sık karşılaştığım bazı karakterleri sizin için sıraladım...

Yaratıcılığı Korkuya Boğdurmak

anu 18mart

Seth Godin’in, Dünya Gazetesi’nde rastladığım öneri üzerine, okuduğum kitabında korkuya dair güzel bir bölüm ile karşılaştım. 

Seth Godin Kilit Adam isimli kitabında “Okulda Korku” bölümünde okul - öğrenme ilişkisi üzerine şunları yazmış.

“Araştırmalar bize korkutucu ortamda öğrenilenlerin kalıcı olduğunu gösteriyor. Savaş alanında öğrendiğimiz şeyi yada sıcak bir çaydanlıkta parmağımızı yaktığımızı hatırlarız. Başarılı eylemlerimizin tehtidi ortadan kaldırdığı durumlarda öğrendiğimiz şeyi hatırlarız.

Okullar bunu anlamış durumda. Yılda milyonlarca öğrenciyi başarılı bir şekilde çalıştırmak için kestirmelere ihtiyaçları vardır ve itaati öğretme yönteminde korkunun büyük bir kestirme olduğunu keşfetmişlerdir.”

(Kilit Adam - Sayfa 57)

 

Bu Yazıyı Okuyamayacak Kadar Yoğunsanız Bu Yazıyı Okuyun

bu-yaziyi-okuyamayacakBu dünyada var oluşumuz ile zamanın yalnızca bu dünya için geçerli olması durumları felsefecilerin konusu ve oldukça ağır kavramlar.  Girildiğinde içinden çıkmak en azından benim için mümkün olmadığından bu konuyu geçiyorum.

Zaman yönetimi, hangi sektörde ve hangi statüde olursa olsun herkesin çoğunlukla kafa yorduğu; kendince çözümler getirdiği bir unsur. Bildiğim şu ki hem kendim hem çevremdeki profesyoneller sıkça zamanlarının olmaması hususunda dert yanmaktadır. Bize nasıl olduğumuzu soran, bizden bir şeyler isteyen yada bir yere davet eden sorulara farkında olmadan ağzımızdan dökülen kelimelerimiz şunlardır:

-Çok yoğunum

-Zamanım yok

-Zaman çok kısıtlı

-Kısıtlı zamanlarda 

Negatif Enerji Santralleri

Bu yazı Dünya Gazetesi'nin 3 Mart 2017 tarihli nüshasında yayınlanmıştır.Bu yazı, Dünya Gazetesi'nin 3 Mart 2017 tarihli nüshasında yayınlanmıştır.

Her yerde varlar ama fark etmeyiz. Bizi korkuturlar, kötü haberleri hep onlardan duyarız, şirketin batıyor olduğuna ilişkin kimsenin farkına varmadığı iki detayı birleştirip sonucu size fısıldarlar. Komplo teorileri hep onların çarpık zihinlerinden çıkar. Oldukça fazla destekçileri olur her zaman.

Bilirsiniz işte; onlar okulun rağbet gören hafif çekinilen karakterleri, iş hayatında sosyal anlamda ağırlığı olan ve toplantılarda sözü dinlenen kimselerdir.

Siz kafanızdaki çok iyi ve organizasyonu yukarı çıkaracağını düşündüğünüz bir öneriyi büyük bir heyecanla anlatmaya başlarsınız, dinleyicilerin gözü sizin üzerinizdedir. Siz de enerjik bir biçimde yaratıcı projeyi anlatıyorsunuzdur.

Tam o noktada bu projenin gülünesi derecede komik olduğunu, benzer bir projenin zaten daha önce başkaları tarafından yapıldığını ya da projeyi yapan kişinin zorluklar yüzünden hiç de iyi durumda organizasyonu noktalamadığını anlatıverir birisi. Daha projeniz doğmadan bu kişi tarafından yastık bastırılarak boğulmuştur. Zira başka türlü olsa sesiniz çıkardı! Kalabalıkta sesiniz duyulmaz olur. Sizi dinleyen kişiler olaya ilgilerini bir anda kaybetmiş ve hayatın ya da şirketin günlük dertlerinden birine dönmüşlerdir.

İşe Alımda Klişelere Yenilmeyin

Bu yazı, Dünya Gazetesi'nde 24 Şubat 2017 tarihinde yayınlanmıştır.Bu yazı, Dünya Gazetesi'nde 24 Şubat 2017 tarihinde yayınlanmıştır.

Kendinizi işe alım görüşmesi yapıyorken bulmanız için İnsan Kaynakları departmanında olmanız gerekmiyor. Çalışan olarak, işveren olarak ve belki de sadece kısa süreli bir işbirliği yapılacak bir iş ortağı bulmak için mülakat yapmanız gerekebilir.

İflah olmaz bir egoist değilseniz, profesyonel olmayan bir kişi için mülakat yapmak keyifli değil stresli bir iştir. Düşünün karşınızda hiç tanımadığınız bir kişi var; ne o, ne de siz bu görüşmeden hoşlanmıyorsunuz. Üstelik bu görüşme kimbilir bir anlamda bir kişinin ya da bir şirketin kaderini belirleyen bir görüşme olacak.