Kötü İşler Kader Değil!

Para kazanmak için iki yöntem var:

  • Çalışanlarınıza düşük ücret ve kötü şartlar sunarak maliyetlerinizi düşürmek.

Veya

  • İyi çalışma şartları ve iyi ücretler vererek yani çalışanlara yatırım yaparak maliyetlerinizi düşürmek.

Bulunduğumuz kriz şartlarında ilginç değil mi?

Devamını oku

Kısa Vadeli Kâr Uyuşturucusu

Muhasebe ve denetim dünyası cinsiyet tercihi bakımında oldukça erkek ağırlıklı bir dünyadır. Türkiye’de bu durum pek böyle olmasa da uluslararası sempozyum ve konferanslarda mesleğin oldukça erkek egemen bir meslek olduğunu -özellikle de Avrupa’da- bunun bariz olduğunu bizzat deneyimledim. İngiltere’deki “cam tavanın” bu anlamda kadınların geçişini oldukça zorlaştıran bir sağlamlık içinde olduğunu biliyorum. İngiltere’de bu denetim ve muhasebe şirketlerinde partner olmak büyük bir zorluk barındırmakta. Dünyanın büyük ve saygın şirketlerinden biri olan Grant Thornton İngiltere’nin başına 2014 yılında Sacha Romanovitch’in gelmesi, kendi başına bir olay teşkil ediyordu.

Devamını oku

İtibar Kaybetmek

Alman Devi Bosch’un kurucusu olan Robert Bosch’un ünlü sözünü bilirsiniz

“ I would rather lose money then trust”

“Güven kaybetmektense para kaybetmeyi yeğlerim” olarak Türkçeye tercüme ettiğimiz bu söz, aradan çok uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen, halen Bosch şirketini itibarından ödün veremeyeceğinin en açık göstergesi…

Devamını oku

Kullandığımız Dil Geleceğimizi Şekillendiriyor

Kulaklarımız vücudumuzdaki en ilginç organ. Bir kere kapatma düğmesi yok. Gözlerimizi kapayınca istemediğimiz bir şeyi görmüyor olmamıza rağmen, kulaklarımızı kapatsak bile yine dışarıdan sinyal almaya devam ediyoruz. Üstelik fiziksel dünyadan en hızlı etkileşim alan organımız…

Genetik yapılanmamızda hayatta kalabilmek, dışarıdan gelen tehlikelerden daha hızlı uyarı almak, uykuda bile belli bir ses yüksekliğinden sonra duyuyor olmak için kulaklarımızın bu şekilde yapılandığını, ya da Allah tarafından bize böyle bahşedildiğini düşünebiliriz. Her ne şekilde düşünürsek düşünelim kulaklarımız her gün ve hayatımız boyunca bizi kendi dışımızdaki dünya ile etkileşim halinde tutuyor. Yaşamdan ölüme kadar, durmaksızın…

Devamını oku

Fırtınaların Ortasında Liderlik

Hızlı değişen piyasalarda liderlik yapan bugünün yöneticileri dengede kalmayı nasıl başarabilir?
Bunun için yaşanmışlıklara göz atmakta fayda var… Tayland’daki mağarada mahsur kalan çocukların kurtarılmasını sağlayan da o liderlik vasfıydı, 1900’lerde, Antartika’da gemisi parçalanan Ernest Shackleton’ın öyküsündeki de…

Harward Business Scholl tarih profesörü Nancy Koehn tarafından kaleme alınıp geçtiğimiz yıl yayınlanan kitap yukarıda sadece iki örneğini verdiğim zor durum tablosu çizen ve oldukça ilham verici beş gerçek hikayeden oluşuyor. Kitap içinden çıkılması mümkün olmayan fırıtınalı durumlarda, zor duruma göğüs germiş beş kişinin, bunları nasıl başardığına farklı yönleriyle bakan bir inceleme.

Devamını oku

IQ’muza Neler Oldu?

Tarım çağından önce, insan avcı-toplayıcı olarak yaşardı. O çağlarda insan beyni daha güçlü, IQ’su daha yüksekti. Hangi hayvanı ne zaman avlaması gerektiğini, hangi bitkinin hangi derde deva olacağını günlük pratiklerinden ve atalarından ötürü çok iyi bilirdi. Günümüzde internet birçok kolaylık sunarken, birçok günlük pratiği de unutturuyor. Online oyunların uyuşturucu etkisi, sadece düşünce gücünü değil kas yapısını da etkilemekte. Saatlerce ekran karşısında oturmak günümüzün en büyük hastalıklarından olan obeziteye en büyük davet niteliğinde. Çağımızda teknoloji gelişim, insan ise gerileme sürecinde. Oysa ilk çağlardaki insan, hayatta kalmak için sürekli olarak zihinsel gelişime ihtiyaç duymaktaydı…

Devamını oku

Ofis Kıyafetleri Ciddiyetini Neden Kaybetti?

Giydiklerimiz hakkımızda çok şey anlatır. İş yerlerinde de giyim tarzı; meslekleri, kişinin ve şirketin  statüsünü temsil eden bir sembol haline  gelmiştir zamanla… Bununla birlikte, iş dünyasında giyim 30 yıl öncesi gibi değil…

İş ve özel hayatımızda karşılaştığımız kişiler hakkındaki kararı bir salisede  verdiğimizi biliyor musunuz?

Üstelik bunu yaptığımızın farkında bile olmuyoruz. Bilinçli zihnimizle verdiğimiz bir karar değil bu, tamamen alt beyinin uyarıcı tepki mekanizması ile hareket ediyor.

Devamını oku

İşverenler Kişisel Verilerin Polisi Mi?

Sadece adını bildiğimiz birisinin, nelerden hoşlandığını bilmek ve onu daha yakından tanımak için sosyal medyayı kullanıyoruz. Hatta bu işin ismi bile var, “stalk”.

Her şeyimizi sosyal medya hesaplarımızdan teşhir ettiğimiz bu dönemde, Kişisel Verilerin Korunması işverenler için çok hassas bir konu. Peki işverenler kişisel verileri korumak için nasıl davranmalı, nelere dikkat etmeli ve bu verileri ne zaman, nasıl imha etmeli?

Devamını oku

Kariyerlerini belirleme anlamında gençler çok ayrı yollarda ilerliyor. Kimisi kariyerini küçük yaşlardan belirliyor, milyon kere karar verip bozsa da illa ki kariyerimi ben belirleyeceğim diyor. “Benim için en iyisini ben bilirim” misali.

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımın paylaştığı TED konuşması benim açımdan hayat kurtardı. Dan Gilbert‘in The Surprising Science of Happiness adlı konuşması, seçme özgürlüğünün çok yüksek olmasının mutsuzluk getirdiğini, (seçenekler arasında boğulan gençleri düşündükçe onlar adına üzüldüm doğrusu) seçme şansı olmadığında kişinin mutlu olmayı seçtiğini anlatıyordu. (Görücü usulü ile evlenen anne ve babalarımızın bizlerden çok daha mutlu olması da böyle bir şey olmalı!)

Bu denli özgüvenli olmaları bu kafalarına göre takılan gençlerin mutlu olmalarını engelliyor, peki başarılı kariyerleri oluyor mu acaba?

Bir de ne yapacağını bilemeyip sağa sola danışan var! Bu grubun durumu kritik ve burada bize iş düşüyor: Sordukları kişiler çoğunlukla kendi deneyimlerini övme, şu andaki şartları çok fazla düşünmeksizin ben yaptım oldu, en büyük benim, en akıllı benim kafalarında! Ya sen yaptın oldu da bu genç sen mi? Bu gencin yetenekleri, şu andaki ekonomik şartlar hemen hemen hepsi farklı.

Öneriler ağırlıklı olarak “Mühendis ol”, “Hukukçu ol” şeklinde devam etmekte. Kariyer konusunda birine danışmak ve bu kişinin “tecrübelerinden yararlanmak” iyi de; bu tecrübe o kişinin tecrübesi. Bu tecrübeyi günün şartlarına uygulamak, dış ortamın hiç değişmediğini varsayan laboratuvar deneyi gibi değil mi?

Bunun örneğini de bizzat yaşadım.

Çaresizce yardım aradığım zamanlarda ikisinin de yeteneğine hiçbir laf edemediğim, son derece iyi olan iki müzisyene kızım için aynı soruyu sormuştum. Müzik kariyerinde başarısız olandan, “Kesinlikle ana işi müzisyen olmasın bunu hobi olarak yapsın” cevabını aldım. Kendi alanında en yüksek noktaya çıkmış olan kişi ise “Kesinlikle müzikten başka işin olmamalı ki başarabilesin!” dedi.

Bu iki cevap da doğru ama bunun kızıma hiç faydası olmadı…

“Kariyerim için size danışmaya geldim” gibi bir geyik yaparsanız, karşılığında bir geyik alırsınız.

Danışacağınız kişinin durumunu oldukça kapsamlı değerlendirmek gerekiyor, düşündüğünüz gibi başarılı mı? Ne yapmış da başarılı olmuş eğer bunu anlama şansınız varsa sorun derim. Belki babasından iyi miras kaldı çocuğum ve hatta bu mirasla çok daha iyisini yapabilir de bu kadar yaptı. Önce bu kişinin başardığı konuyu saptayın, sonra onun şartlarını az çok değerlendirdikten sonra bir çerçeve çizdiniz. Tamam şimdi bu alanda soru sorduğunuzda aldığınız cevap anlamlı olacaktır!
Eğer örnek aldığınız kişi Harvard mezunu ise siz kıçınızı yırtsanız onun bulunduğu konuma gelemeyeceksiniz. Harvard’a girmek için ne tür yol izledin, günde kaç saat çalıştın, seçimlerini ne yaptın deme şansınız ve konumunuz varsa bunu sorun, alacağınız cevap kesinlikle işinize yarayacaktır.

Soracağınız kişiyi doğru seçin, arayın tarayın, hangi alanda neden başarılı olduğunu anlamaya çalışın, bunun hedefiniz olup olmadığını hissedin sonra daralttığınız alanda sorunuzu sorun lütfen, ne kendi vaktinizi nede başkasının vaktini almayın.

Bana sorarsanız; seçtiğiniz kariyer ile kazanacağınız para sizi mutluluğa götüremez, siz bu işi yaparken mutlu olabilecekseniz ancak o zaman mutlusunuzdur.