Kulaklarımız vücudumuzdaki en ilginç organ. Bir kere kapatma düğmesi yok. Gözlerimizi kapayınca istemediğimiz bir şeyi görmüyor olmamıza rağmen, kulaklarımızı kapatsak bile yine dışarıdan sinyal almaya devam ediyoruz. Üstelik fiziksel dünyadan en hızlı etkileşim alan organımız… Genetik yapılanmamızda hayatta kalabilmek, dışarıdan gelen tehlikelerden daha hızlı uyarı almak, uykuda bile belli bir ses yüksekliğinden sonra duyuyor olmak…

Hızlı değişen piyasalarda liderlik yapan bugünün yöneticileri dengede kalmayı nasıl başarabilir? Bunun için yaşanmışlıklara göz atmakta fayda var… Tayland’daki mağarada mahsur kalan çocukların kurtarılmasını sağlayan da o liderlik vasfıydı, 1900’lerde, Antartika’da gemisi parçalanan Ernest Shackleton’ın öyküsündeki de… Harward Business Scholl tarih profesörü Nancy Koehn tarafından kaleme alınıp geçtiğimiz yıl yayınlanan kitap yukarıda sadece iki örneğini verdiğim zor durum tablosu çizen ve oldukça ilham verici beş gerçek hikayeden…

Tarım çağından önce, insan avcı-toplayıcı olarak yaşardı. O çağlarda insan beyni daha güçlü, IQ’su daha yüksekti. Hangi hayvanı ne zaman avlaması gerektiğini, hangi bitkinin hangi derde deva olacağını günlük pratiklerinden ve atalarından ötürü çok iyi bilirdi. Günümüzde internet birçok kolaylık sunarken, birçok günlük pratiği de unutturuyor. Online oyunların uyuşturucu etkisi, sadece düşünce gücünü değil kas…

Giydiklerimiz hakkımızda çok şey anlatır. İş yerlerinde de giyim tarzı; meslekleri, kişinin ve şirketin  statüsünü temsil eden bir sembol haline  gelmiştir zamanla… Bununla birlikte, iş dünyasında giyim 30 yıl öncesi gibi değil… İş ve özel hayatımızda karşılaştığımız kişiler hakkındaki kararı bir salisede  verdiğimizi biliyor musunuz? Üstelik bunu yaptığımızın farkında bile olmuyoruz. Bilinçli zihnimizle verdiğimiz bir karar değil bu, tamamen alt beyinin uyarıcı tepki…

Sadece adını bildiğimiz birisinin, nelerden hoşlandığını bilmek ve onu daha yakından tanımak için sosyal medyayı kullanıyoruz. Hatta bu işin ismi bile var, “stalk”. Her şeyimizi sosyal medya hesaplarımızdan teşhir ettiğimiz bu dönemde, Kişisel Verilerin Korunması işverenler için çok hassas bir konu. Peki işverenler kişisel verileri korumak için nasıl davranmalı, nelere dikkat etmeli ve bu verileri…

Bir parça stresin herkes için iyi olduğu ve motivasyon kaynağı olduğu söylenir. Fakat bu stresin dozajı çaresizliğe döndüğünde, kişinin kontrol sistemi çökebilir ve hiçbir şey yapamaz hâle gelebilir.   İşte tam da böyle anlarda kendimize acımak ya da kendimiz için endişelenmek yerine; o güne kadarki düşüncelerimizden sıyrılıp, çok farklı bir çözüm arama yoluna girdiğimizde artık…

“Odadaki en akıllı kişi iseniz yanlış odadasınız demektir”   Bu söz oldukça meşhur bir söz ve bizlere kendimizden akıllı insanlara yakın olmamızı öğütlemesi açısından oldukça güzel. Sürekli beraber olduğumuz ya da birlikte çalışmak zorunda olduğumuz kişiler sonunda birleşik kaplar misali bizi aşağı ya da yukarı çekebilir. Sonunda yakın olduğumuz insanlardan özellikle uzun bir periyotta fazlası…

Bulunduğunuz organizasyona sıra dışı bir değer kattığınızda ne beklersiniz? Ödül mü? Yoksa Teşekkür mü? Bu yazıyı yazmama sebep olan arkadaşımın çalıştığı şirketteki, şikayetlerinden biri idi. Başında olduğu satış ekibi en fazla satışı gerçekleştirerek birinci olmuştu. Ödül şirket toplantısında verilen bir plaket, arkadaşımın hissettiği ise hayal kırıklığı idi. Tüm yıl boyunca çok sayıda seyahate, displinli çalışmalara…

Toplantı odaları şirketlerin kutsal sunaklarıdır. Toplantıda olan kişiyi arayamazsınız, ona toplantı boyunca ulaşmanız mümkün değildir. Peki bu odalar gerçekten addedildiği gibi önemli midir? Gerçek anlamda çalışmaktan bahsedildiğinde; beyaz yakalılar için bir rapor yazmak, bir araştırma yapmak, beyanname hazırlamak vb. işlerden bahsetmemiz gerekir. Çıktısı bir ürün olan ya da ürün ya da hizmet üretmek üzere başkasına teslim edilen bir işi yapmak gerçek anlamda iştir. Bu anlamda toplantı gerçekten iş…

Şirketlerin ayakta kalmasını, büyümesini sağlayan birçok unsur var tabii ki… İçinde bulundukları ekonomik iklim, genel konjonktür ve benzerleri… Konuya şirket kültürü açısından da bakmakta fayda var… Kurulan şirketlerin yüzde 50’sinin ilk beş yıl içinde kapandığı, kalan yüzde 50’nin yüzde 70’inin de ilk on yılda kapandığı söyleniyor. Ayakta kalan neredeyse yüzde 10-20 arasında şirketin neden ayakta kaldığını bilmek girişimciler için güzel bir okuma olabilir. Şirketlerin ayakta kalmasını,…